eleştirel pedagoji

Journal of Critical Pedagogy
  • https://www.facebook.com/elestirelpedagojidergisi
  • https://www.twitter.com/elestirelpedagoji
Ünal Özmen
ozmenu@gmail.com
4+4=İşçisin sen işçi kal / Cumhur Bakanı elinde kalem bekliyor
06/03/2012
4+4= İşçisin sen, işçi kal
AKP’nin eğitim modelini değiştiren teklifi (Bu gün tasarıya dönüşmüş olabilir)yasallaşırsa, bundan en çok yoksul aile çocukları etkilenecek. Tabi ki bu etki olumsuz olacak: Meslek okulları, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yoksul, güçsüz, işçi, işsiz aile çocuklarının gittiği, gönderdiği okullardır. Yoksullar, kariyer yapma olanağı bulunan okullara çocuklarını gönderemedikleri için meslek okullarını tercih ederler. Onu bu tercihe zorlayan, çocuğunun diğerlerine göre daha az zeki olması değil, kısa eğitim süresiyle daha erken yaşta ücretli çalışma olanağına kavuşma beklentisidir.
Yoksul, çocuğunu dershanelere, özel okullara gönderemez; özel öğretmenlerden ders aldıramaz, teknolojinin olanaklarından yararlanamaz. Yani zengin ve orta üst sınıflarla eşit olanaklara sahip olmadığını, onlarla yarışamayacağını bilir ve lise aşamasına geldiğinde yarıştan çekilir. Yarış sonraki aşamada eşitler arasında devam eder: Yarış, meslek okullarında, “ÇIRAK ARANIYOR” ilanlarının önünde yoksullukta eşitlenenler; Fen, Anadolu, Sosyal Bilimler vb. liselerdeki varsıl eşitler arasında gerçekleşir.
 Tamamen din eğitimi veren imam hatip ortaokullarına, imam hatip liselerine doğal olarak ilahiyat fakültelerine yönelimde patlama yaşanacak. Toplum, dindar olduğu için değil, din eğitimi devlet katında geçerli tek bonservis sayıldığı için bu okulları öncelikle tercih edecek. Çünkü ilahiyat mezun olanlar, kamuda istihdam olanağı bulma şansı en yüksek olanlardır. Bunlar, el ele tutuşup bürokraside birbirini yukarıya çekebiliyorlar. Yoksullar, bu devlet teşvikinden elbette yararlanmak isteyecekler. Devlet de kendi sınıfını kontrol eden bu kesimi özendirmeye devam edecek. Fakat eninde sonunda arz, talep dengesi bozulacak; bir süre sonra iş bulamayan mühendisler, atanamayan öğretmenler gibi atanamayan ilahiyatçılar bakanlıkların önünde toplanıp kadro açılmasını isteyecekler.      
Meslek seçme yaşının ve sınıfının aşağıya çekilmesiyle ortaya çıkacak meslek ortaokulları yine yoksullar tarafından tercih edilen okullar olacak. Yasa değişikliği gerekçesinde belirtildiği gibi meslek ortaokullarına gitme oranı Türkiye’nin yoksulluk oranına eşitlenecek. Öğrenci sayısındaki artışın kaynağını hiç kuşkusuz gelir düzeyi hızla düşen ve hâlâ yoksulluğunun farkında olmadan üst sınıflarla yarışmaya kalkışan orta sınıf oluşturacak. Onların katılımıyla herkes sınıfsal, sosyal, ekonomik durumuna uygun, ait olduğu yerde konumlanmış olacak. Devlet okuluna devam eden çocuklar, okul türüne göre sınıfsal kökenlerini sekiz yıllık kesintisiz eğitimin sonunda, 15. yaşlarında fark ediyorlardı. Kesintili eğitime geçişle birlikte 11 yaşında çocukların bir kısmına işçisin sen, işçi kal denecek; anlayacağınız AKP, yoksul edebiyatıyla yine yoksulları vuracak.  
 
Cumhur Bakanı elinde kalem bekliyor
İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinde Kamu İhale Kanununa ek geçici madde ekleyen bir madde var. Özetle, Fatih kapsamındaki mal ve hizmet alımları Kamu İhale “Kanunu hükümlerine tabi değildir” deniyor. Yasallaşırsa FATİH projesi kapsamındaki tüm alımlar ihalesiz gerçekleşecek. Toplamı şimdilik 8 milyar olarak açıklanan elektronik cihaz alımı “git oğlum şurdan birkaç simit al, üstü sende kalsın” keyfiyetine teslim. Açıkça bu para yasa ve etik kurallara uyulmadan pay edilmek isteniyor.  Fakat teklifin bu maddesi pek tartışılmıyor. Sessiz sedasız geçip gidecek, Cumhur Bakanı eline kalemi almış imzayı çakmak için sabırsızlıkla bekliyor. Sormayacak, ‘madem işinizi düzgün yapıyorsunuz Kamu İhale Kurumu denetiminden neden kaçıyorsunuz, acaba bir iş mi planlıyorsunuz?’ diye…
1 Temmuz’da yürürlüğe girecek olan Ticaret Kanunu ile şirketlerin vergi dairelerine ek olarak bağımsız kuruluşlar tarafından denetlenmesini getiren Hükümet, neden kendisini denetimden kaçırıyor? Bu benim anlamakta güçlük çektiğim bir soru değil, anlatayım: FATİH projesi kapsamında ilk ihalelerden biri 23 Kasım’da yapılmıştı. 84 bin 921 bin adet akıllı tahtanın alım ihalesi 339 milyon 600 bin lirayla Vestel firmasında kalmıştı. Fakat sonra ihale şartnamesinin, patenti Vestel’e ait olan ürünleri işaret ettiği ortaya çıktık. Üstelik Vestel’in Patent Enstitüsüne sunduğu projenin hazırlayıcısı, ihaleyi açan Yenilik ve Eğitim Teknolojileri genel müdür yardımcısıydı. Bu ortaya çıkınca Vestel patent hakkını Milli Eğitim Bakanlığına devretti. Fakat şartname değişmedi, ihale ona göre yapıldı. Tabi ihaleye katılmak isteyen ancak sadece Vestel’in ürününü işaret ettiği için katılamaya firmalar, Kamu İhale Kurumuna (KİK ) başvurarak itirazda bulundular. Fakat KİK, ihalede sorun görmedi ve itirazı reddetti. Gelin görün ki birkaç gün sonra kamu ihalelerine fesat karıştırdığı gerekçesiyle Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi KİK’in kapısını çaldı. Evraklarına el kondu üye ve çalışanları gözaltına alındı. Bu operasyon, bir süreliğine de olsa KİK’i akçeli işlerden uzak tutacaktır. Kim bilir söz konusu ihaleye yapılan itiraz bugün görüşülseydi belki de iptal edilirdi.
 
AKP bu; kazancın onda dokuzunun ticarette olduğunu bilen bir gelenekten geliyor: Ticaretini sekteye uğratacak önlemleri almaz mı?


2067 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ortaçağ'dan günümüzde sınavlar - 15/05/2020
Galileo mu Sokrates mi?(!) - 01/05/2020
“Tabula rasa” - 24/04/2020
Eğitimi Wi-Fi’ye bağlamak - 17/04/2020
İnanmak kötü bir şeydir! - 11/04/2020
Okulun ihmal ettiği beceriler - 11/04/2020
Çocuklara felaketlerle mücadele eğitimi veriliyor mu? - 13/03/2020
"Başarısız" öğrenciler sınıfta kalsın mı geçsin mi? - 28/02/2020
Ağa'nın Adaleti - 23/02/2020
 Devamı