eleştirel pedagoji

Journal of Critical Pedagogy
  • https://www.facebook.com/elestirelpedagojidergisi
  • https://www.twitter.com/elestirelpedagoji
Ünal Özmen
ozmenu@gmail.com
MEB Teşkilat Yasası hakkında (1)
21/09/2011

MEB Teşkilat Yasası hakkında (1)

Bakanlar Kurulu kararıyla MEB teşkilat yapısının değiştirilmesi üzerine epey bir haber okumuş olmalısınız. Üzerinden bir hafta geçtikten sonra bize düşen, neresi nasıl değişti ile oyalanmak yerine, değişikliğin nedenleri ve yönü üzerinde durmak oldu. Zaten okurlarım bilir, ben genellikle işin haber yönünden çok arka planıyla ilgilenirim. MEB Teşkilat Yasasında yapılan değişiklik de geri planı zengin bir konu; irdelemekte yarar var.

Fiili duruma yasal dayanak sağlanmış

MEB merkez organlarının sayısının azaltılıp çoğaltılması, amaç ve görevlerinin yeniden belirlenmesi hiç kuşkusuz yıllardır uygulanan neoliberal politikaları yasal dayanaklara kavuşturmaktı. Milli Eğitim Bakanlığının görevleri arasında ilk başta sayılan ve her hizmet birimine asıl görevi olarak verilen öğretim programları ve ders kitapları hazırlama işi çoktan tamamlanmıştı. Kanunun “Amaç ve kapsam”ı devleti yeniden tanımlıyor gibi. Kanunun önceki halinde öğrencileri “Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen vatandaşlar olarak yetiştirmek” olan amaç, “Küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle” donatmak olarak belirlenmiş. Bu, açıkça ulus devletin tasfiyesinin ilanıdır. Her iki hali de bizim katılmadığımız amaçlara tekabül ediyor. Zira Türkiye’nin, yurttaşlarını “ekonomik sistemin gerektirdiği” biçimde tasarlama isteği 80’li yıllarda çizilen rotasına aykırı değil. Bu bakımdan yasanın yeni hali, mevcut durumu yansıtıyor. AKP, hemen hemen tüm yasal düzenlemeleri, hukuki düzenlemeden önce kararlılıkla uyguladığı fiili durumların ardından gerçekleştirdi. Yasalar her zaman uygulamaların ardından geldi. Teşkilatın amacı da öğretim programları, ders kitapları ve öğretme yöntem ve teknikleri neoliberal ekonomik düzenin istediği insan tipini yetiştirmek üzere değiştirildikten sonra değişti. Öyle ki bu alışkanlık ihalelere bile yansıdı: İhalelerin malın alımından sonra yapılıp, şartnameye uygunluğun ardından yapıldığına tanık olduk. Kızılırmak suyunu dört milyon insan üzerinde denedikten sonra “artık içebilirsiniz” diyenler bunlar! Bu yöntemin (yani önce uygula sonra yasa yap) yasalara uyarlılığı yok tabi; yasa yapma tekniğine de aykırı. Düşünsenize, hizmet birimi (MEB), kendisine hangi hizmetleri hangi araçlarla hangi amaca göre yapması gerektiğini söyleyen yasaların tam tersi bir amaç belirliyor: MEB’e görev veren 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu orada duruyor (Madde 2 – Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; … görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek); 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu da bedeni, zihni ve ahlaki gelişmelerine ve yetişmelerine hizmet eden(Madde 1) bir eğitimden söz eder. Uluslararası şirketlerin istihdam edeceği müşteri çalışandan değil. Anabirimler korunurken hizmet birimleri tasfiye edilmiş1

6 olan genel müdürlük sayısının, 12’ye indirilmiş olması küçülerek hantal yapıyı işlevsel hale getirme anlamına gelmemeli. Ortaöğretimle ilgili genel müdürlüklerin tek çatı altında toplanması, genel müdürlük sayısını azaltsa bile bunların tamamı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü bünyesinde “daire” adı altında varlıklarını sürdürecek. Bundan çıkan sonuç ana birimlerin korunduğu yönündedir. Fakat buna karşın lojistik (yardımcı hizmet) birimlerinin tırpanlandığını görüyoruz. 14 yardımcı hizmet biriminden Yayımlar, Hizmetiçi, İdari ve Mali İşler, Öğretmene Hizmet ve Sosyal İşler, İşletmeler, Yatırımlar ve Tesisler, Eğitim Araç ve Donatım, Sağlık İşleri, Ortaöğretim Burs ve Yurt, Eğitimi Araştırma ve Geliştirme, Çıraklık, Mesleki ve Teknik Eğitimi Geliştirme ve Yaygınlaştırma daire başkanlıkları ile Savunma Sekreterliği kapatılıyor. Bu açıkça, tamamı öğrenci ve öğretmene hizmet sunan birimlerin tasfiyesidir. Hizmet birimlerinin kapatılması, kimi zorunlu hizmetlerin satın alınması yoluna gidileceğini yani özelleştirmeye hız verileceğini gösteriyor. Devletin, diğer alanlarda olduğu gibi eğitimde de kalan sosyal hizmetlerden vazgeçtiğini görüyoruz.

Dediğim gibi geri planı zengin bir konu, haftaya devam edeceğim.


1338 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ortaçağ'dan günümüzde sınavlar - 15/05/2020
Galileo mu Sokrates mi?(!) - 01/05/2020
“Tabula rasa” - 24/04/2020
Eğitimi Wi-Fi’ye bağlamak - 17/04/2020
Okulun ihmal ettiği beceriler - 11/04/2020
İnanmak kötü bir şeydir! - 11/04/2020
Çocuklara felaketlerle mücadele eğitimi veriliyor mu? - 13/03/2020
"Başarısız" öğrenciler sınıfta kalsın mı geçsin mi? - 28/02/2020
Ağa'nın Adaleti - 23/02/2020
 Devamı