eleştirel pedagoji

Journal of Critical Pedagogy
  • https://www.facebook.com/elestirelpedagojidergisi
  • https://www.twitter.com/elestirelpedagoji
Ünal Özmen
ozmenu@gmail.com
Dini eğitim de insanları ehilleştiremedi
08/11/2011

8 Kasım 2011 BirGün 

Dini eğitim de insanları ehilleştiremediGeçenlerde, sanayi devrimi sonrasının zorunlu “modern” (şimdilerde postmodern) eğitiminin insanların içindeki vahşeti ıslah edemediğinden söz etmiştim. Mevcut eğitim sisteminin başarısızlığını ise bireyi/toplumu araçsallaştırmasına bağlamıştım. Bugün, ideali “iyi insan”a ulaşma olan dinlerin insanları neden ehilleştiremediği üzerinde duralım. Modern eğitim, “işe yarar” hale getireyim derken insanın iç dünyasını ihmal etmiş olabilir! Fakat dinlerin böyle bir mazereti yok; o, hep ve her yerde insanı Tanrı’nın hoşuna gidecek faziletlerle donatılmış erdemli varlıklar yapmayla meşgul oldu. Binlerce ayetten oluşan dünyanın ilk ders kitaplarıyla binlerce yıldır milyarlarca insana bir balta sapı yapmayı bile öğretmeden, onların tüm davranışlarını kendi ahlak ölçütlerine göre şekillendirmeye çalıştı. Dinler, öğretilerini topluma ulaştırmada modern eğitimin karşılaştığı güçlüklerle de karşılaşmadılar. Hayatın her alanını dini eğitim ortamı olarak kullanabildiler; sadece kiliseler, camiler, havralar (sinagok), Budist tapınakları; manastırlar, medreseler değil evler, işyerleri, kahvehaneler ve okullar dahi dinlerin öğretim alanlarıydı. Moda deyimle söylersek insan kaynakları yönetimi mükemmeldi; başından beri gerek din adamı gerekse dini okul eğitmenleri toplumun en seçkin üyeleri arasından seçildi.

Dinler, insanlığın kendi gelişim evresinde ürettiği araçları dini eğitimi yaygınlaştırmak üzere kullanmayı da hiçbir zaman ihmal etmediler: Yazı, kâğıt, kalem; şimdi de multimedya araçlarını en etkin bir şekilde kullanabiliyor. Üstelik dini öğretileri davranışa dönüştürmemenin cezası, modern eğitimin not sistemine değil, ölümle sonuçlanma ihtimali yüksek bedensel yaptırımlara dayanıyordu. Din eğitiminin en büyük avantajı da Tanrı buyruklarını yine Tanrı’nın denetimindeki insan akla aktarıyor olmasıydı.

Peki, bütün bu ayrıcalıklara rağmen dini eğitim başarılı oldu diyebilir miyiz? Dindarlar bu soruyu “kuşkusuz” diye yanıtlıyorlar. Onlara göre modern laik eğitim, insani niteliklerin geliştirilmesinde yetersiz ve bu konuda her daim dine ihtiyaç var.  Bu düşüncesini yeri geldikçe tekrar eden Taha Akyol, geçenlerde Hürriyet’teki köşesinde Şerif Mardin’le yapılmış bir söyleşiyi analiz ederken laik cumhuriyetçi ideolojinin dayanışma, kardeşlik gibi toplumsal hayatın tutkalı olan duyguları kazandıramadığını bundan dolayı “İslami enerji”nin yükseldiğini yazdı. Akyol, genel olarak dinlerin, özel olarak da İslam dininin toplumları getirdiği noktayı olumlu buluyor.  

Başarılı oldu, ya da dinler olmasaydı dünya bugünkünden daha yaşanılmaz halde olurdu diyenleri Richard Dawkins’le yanıtlayalım: “Dinin olmadığı bir dünya hayal edin, İntihar bombacılarının, 9/11 (İkiz kule saldırısı)’in, 7/7 (2005 Londra metrosunda bomba patlatılması)’nin, Haçlı Seferleri’nin, İsrail-Filistin savaşlarının, Hintlilerle Pakistanlıların ayrılmalarının, Sırp-Hırvat-Müslüman katliamlarının, ‘İsa Katilleri’ yakıştırmasıyla Yahudilere yapılan eziyetin, Kuzey İrlanda sorunlarının, namus cinayetlerinin olmadığını hayal edin.” (Tanrı Yanılgısı)

 

Eğer “kuşkusuz” diyen bir Müslüman’sa İran-Irak savaşını, Irak’ın Kuveyt’i işgalini, Taliban’ı, El Kaide’yi, Libya’yı listeye ekleyin. Bu Müslüman Türkiyeliyse Maraş, Çorum, Sivas katliamlarını da anımsatın. N.Ç. ye tecavüz edenlerin, onları yargılayan kanunları yapanların; 13 yaşındaki bir çocuğun para ile kandırılmasını “rıza” olarak değerlendirip ceza indirimi uygulayan yargıçların, yargıçların kararını İslam hukukuna uygun bulup medyasında yer vermeyenlerin; hizmetçisinin 14 yaşındaki kızını taciz eden Hüseyin Üzmez’in; Deniz Feneri ve Kayıp Trilyon Davası mahkûmlarının sizden daha çok din eğitimi almış olduğunu yüzlerine vurmaktan çekinmeyin.  

Büşra Ersanlı’ya ‘bomba gibi kadın’ deseler hadi neyse… Resmen “bombacı” diyorlar!

Büşra Ersanlı’yı tutuklanmasından bir süre önce bir çalışma toplantısında tanıdım. Eleştirel Pedagoji dergisindeki çabamızla eğitim alanında bir boşluğu doldurduğumuzu söyleyerek takdir etmesi hoşuma gitmişti. Son derece zarif biri; fakat yandaş medyadan öğrendiğime göre benim onda zarafet olarak gördüğüm şey aslında canlı bir bombaymış! Hani, ‘bomba gibi kadın’ deseler şaşırmayacaktım; resmen bombacı diyorlar.

TV8’de Hasan Celal Güzel “BDP Siyaset Akademisinde bomba dersleri veriliyordu. Büşra Ersanlı bomba yapımı konusunda ders vermiş midir bilmiyorum.” deyince içime bir kurt düştü! Ya beni de KCK üyesi olarak alırlarsa diye! Çünkü H.C.Güzel’in “bilmiyorum”u ‘ondan beklenir’ gibi bir anlama geliyordu. 

Korkum da şundan: Ersanlı hoca, toplantının ardından çocuk edebiyatına ilişkin bazı dokümanlarla birkaç kitap istemiş ben de adresine yollamıştım. Gönderdiğim kitaplar çocuk eğitimi üzerineydi ve içinde anadilinde eğitime ilişkin makaleler de vardı. Ya polis kargoyu Büşra hocadan önce açmış ve kim bunları gönderen diye adımı listenin sonuna eklemişse!     Çözüm insanda mı, insafta mı?Mehmet Altan’ın Küresel Vicdan’ının bayram öncesi piyasaya sürülmesi rastlantı olmasa gerek. Altan liberal bir ekonomist, küresel pazarlama tekniklerini bilir; gerçi yayıncısı Timaş da bilir bunu… Kitabın, vicdanın tavan yaptığı dini bayram öncesi dağıtıma verilmesi şans değil. Fakat Van depreminin ardından yayımlanmasını kitap için şans sayabiliriz. Çünkü kitap, Van depreminin ardından birkaç günlüğüne de olsa ihtiyaç duyduğu vicdanını aradığı yerde bulamayan epey bir liberal müşteri bulacak gibi… Altan, yeni kitabının tanıtımı için katıldığı programlarda yine güzel laflar ediyor; her gün bir milyon insanın yatağa aç girdiğini,  milyonlarca insanın içilebilir suya erişemediğini; büyük çoğunluğun beslenme, eğitim, sağlık gibi insani gereksinimlerinin asgari düzeyde bile karşılanamadığını söylüyor. Fakat Altan bizden farkı olarak çözümü insana değil, insafa (vicdan) havale ediyor.      


1635 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ortaçağ'dan günümüzde sınavlar - 15/05/2020
Galileo mu Sokrates mi?(!) - 01/05/2020
“Tabula rasa” - 24/04/2020
Eğitimi Wi-Fi’ye bağlamak - 17/04/2020
Okulun ihmal ettiği beceriler - 11/04/2020
İnanmak kötü bir şeydir! - 11/04/2020
Çocuklara felaketlerle mücadele eğitimi veriliyor mu? - 13/03/2020
"Başarısız" öğrenciler sınıfta kalsın mı geçsin mi? - 28/02/2020
Ağa'nın Adaleti - 23/02/2020
 Devamı