eleştirel pedagoji

Journal of Critical Pedagogy
  • https://www.facebook.com/elestirelpedagojidergisi
  • https://www.twitter.com/elestirelpedagoji
Ünal Özmen
ozmenu@gmail.com
Öğretmenlerin güncellenmesi
26/08/2011

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in, öğretmen yeterliliğinin üç yılda bir tespit edilmesi yönündeki sözleri tartışma yarattı. Eğitim sendikaları, öğretmen yetiştiren okul (Eğitim Ens. Eğitim fak, vb) diplomasına sahip olan öğretmenin yeterliliğinin sorgulanmasını doğru bulmuyorlar. Bu konuda en radikal açıklama Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’tan geldi. Koncuk "Öğretmenlik mesleğini icra edenlerin yeterliliğinin ispatı, elindeki diplomadır" diyor. Gerçekten öyle mi?

Son yirmi yılda, diploma almaya karşılık gelen eğitim sürecinde edinilen birçok bilgi, beceri, davranış, deneyim diplomanın düzenlendiği anda eskidiği görüldü. Eğitim fakültelerinde alınan bazı derslerin konusunun, henüz okul bitmeden yenilenmesi gerektiği görüldü. Bundan dolayı Öğretim Teknolojileri ve Materyal Tasarımı, Bilgisayar, Öğretim İlke ve Yöntemleri, Okul Deneyimi gibi teknolojik gelişmeye bağlı alanlarda öğretmenlerin de ders konularına koşut olarak sürekli güncellenmesi zorunlu hale geldi. Sosyal ve siyasal değişime koşut olarak değişen Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi ile matematik, fen ve sosyal bilimler alanına yönelik bilimsel gelişmelerden etkilenen derslerdeki güncellenmelerin de belli aralıklarla öğretmenlere yansıtılması gerekiyor.

Hizmetiçi tatil programı

Eğitim Bakanlığının Hizmetiçi Eğitim Dairesi Başkanlığı adında hizmetiçi eğitimi veren bir birimi var. Fakat bu daire, öğretmenin hangi alanlarda hizmetiçi eğitimine tabi tutulması gerektiğini saptama gibi bir işlevi yok. Yaptığı iş, eğitim kurumlarının bağlı olduğu genel müdürlüklerden gelen ve gereksinimden çok tatil olanakları gözetilerek planlanan seminer istemlerini takvime bağlayıp yer temin etmek.

Bana kalırsa Bakanlık bu birimini koordinasyon merkezine dönüştürüp hizmetiçi eğitimini üniversitelerin eğitim fakülteleri ile işbirliğinde gerçekleştirmelidir. 2008’da Anadolu Üniversitesi ile imzalanan Sertifika Programları Protokolü’nün bu öneriye bir adım olduğu söylenecek fakat bu protokol, hem uzaktan eğitimi kapsıyor hem de masrafı katılımcıya yükleyerek başvuruları caydırıyor. Devlet bu konuda yapacağı harcamayı gereksiz masraf olarak görüyor. Sanırım 2008’deydi; o zaman da bir bankayla protokol imzalamıştı öğretmenleri eğitsin diye. Bol bol reklamı yapıldı ama henüz oradan eğitim almış birini görmedik. Bu bakımdan Dinçer’in öğretmen eğitimi, başka hesapların ürünü de olabilir. Dikkatle izleyip gerekirse yol göstermek lazım.

Sendikaların önerisi var mı?

Açıkçası ben, eğitim sendikalarından içinde öneri olan bir açıklama beklerdim. Sendikalar, Bakanlığın hizmetiçi eğitim konusundaki yetersizliğini neden ve sonuçlarıyla ortaya koyup, sonra da önerilerini sıralamalıdırlar. Çünkü öğretmen eğitimi, sendikaların doğrudan ve her şeyden öncelikli olarak müdahil olmaları gereken önemli bir konudur.

 

Çocuğunu iyi beslememişsin, besle de getir

Geçenlerde bir televizyon haberinde duydum. MEB kaynaklı olduğu belirtilen haber şöyleydi: Beslenme yetersizliği görülen çocukların okul kaydı yapılmayacak. Televizyonlar böyle özetlese de sanırım yedinci yaşına girdiği halde yetersiz/dengesiz beslenme nedeniyle fiziksel gelişimini tamamlayamamış çocukların kayıtlarının ertelemesinden söz ediliyordu. Eski ve okul yönetimlerinin inisiyatifinde olan bir uygulama.

Neden gündeme geldi anlamadım, fakat merak ediyorum, yetersiz beslendiği tespit edilen öğrenci adayı çocuğun, ertelemeyle beslenme sorunu çözülecek mi? Bakanlığın bu kararı ailenin çocuğunu isteyerek beslememiş gibi bir yargıya dayanıyor. Sanki çocuk bilerek aç bırakılmış da götür çocuğunu besle de getir der gibi…

Milli Eğitim Bakanlığı, yetersiz beslenmeyi çocuğun eğitim sürecini etkileyen bir sorun olarak görüyorsa bu sorunu okulda çözebilir. Ramazan boyunca milyonlarca yetişkini (yüz bin kişiyi aynı anda) sokakta yemekleyen devlet pekala öğrencisine de bir bardak süt bulabilir. Anlamadığım bir şey de çocuğun yeterli beslendiği hangi yöntemle tespit edilecek; boyuna mı yoksa kilosuna mı bakılacak.



1236 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ortaçağ'dan günümüzde sınavlar - 15/05/2020
Galileo mu Sokrates mi?(!) - 01/05/2020
“Tabula rasa” - 24/04/2020
Eğitimi Wi-Fi’ye bağlamak - 17/04/2020
Okulun ihmal ettiği beceriler - 11/04/2020
İnanmak kötü bir şeydir! - 11/04/2020
Çocuklara felaketlerle mücadele eğitimi veriliyor mu? - 13/03/2020
"Başarısız" öğrenciler sınıfta kalsın mı geçsin mi? - 28/02/2020
Ağa'nın Adaleti - 23/02/2020
 Devamı