eleştirel pedagoji

Journal of Critical Pedagogy
  • https://www.facebook.com/elestirelpedagojidergisi
  • https://www.twitter.com/elestirelpedagoji

66 Eğitim Gündemi: Pandemi Döneminde Öğretmenliğin ve Öğrenciliğin Zorlukları / Ali Arayıcı

Pandemi Döneminde Öğretmenliğin ve Öğrenciliğin Zorlukları

 

Ali Arayıcı[*]

Eğitim ve bilim emekçileri, 5 Ekim 1994'ten beridir, İLO (Uluslararası Çalışma Örgütü) ve UNESCO'nun 1966'da Öğretmenlerin Statüsü'ne İlişkin Tavsiyesi Kararı'nın kabulünün yıldönümünü;  her yıl Dünya Öğretmenler Günü olarak çeşitli etkinliklerle kutluyor. 1997'de kabul edilen ve standartları belirleyen normatif araçlar, öğretmenlerin haklarını, sorumlulukları için kriterleri, onların ilk hazırlık, hizmet içi eğitim, işe alım, istihdam ve çalışma koşullarını kapsıyor

Bu yıl, Dünya Öğretmenler Günü, 5 Ekim 2020'de açılış töreni ve 6. UNESCO-Hamdan Öğretmen Etkinliliği Ödülü'nün sunumuyla başladı. Bir dizi haftalık sanal etkinliklerle kutlanmaya devam ediyor. 12 Ekim'deki kapanış töreniyle sona erecek olan bu kutlamada, bu yılın teması olan “Öğretmenler: Kriz zamanlarında liderler ve geleceğin şekillendiricileri”ne işaret etmek amacıyla;  pekçok ulusal, bölgesel ve küresel sanal etkinliğe yer verilecektir

 COVİD-19 sagını krizi, yakın tarihte dünyanın karşılaştığı en büyük eğitim ve öğretim kesintilerinden biri olarak yerini aldı. Bu salgın, yaklaşık 1,6 milyar öğrenciyi, 63 milyon ilk ve ortaöğretim öğretmenini derinden etkiledi. Bu kriz ilerledikçe, bu sayıların artması muhtemeldir. Uluslararası toplumun, ulusal düzeyden küresel düzeye kadar geliştirilen, eğitim sistemlerine kaynak sağlamak için; harekete geçmek ve yeni projeler üretmekten başka bir alternatifi yoktur.

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü vesilesiyle, UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay, İLO Genel Direktörü Guy Ryder, UNICEF İcra Direktörü Henrietta H. Fore ve Uluslararası Eğitim Federasyonu Genel Sekreteri David Edwards'ın ortak açıklamasında; bu yılın teması "Öğretmenler: Kriz zamanlarında liderler ve geleceğin şekillenmeleri" ile ilgili olarak “öğretmenlerin her  yıl, herkes için kapsayıcı ve kaliteli eğitim hizmetinde oynadıkları” belirleyici rolleri anımsatıldı.

            Öğretmenlerin zorlukları

COVİD-19 salgını sırasında ve sonrasında, öğretmenlerin karşılaştıkları zorluklar nedeniyle, 2020 Dünya Öğretmenler Günü, daha çok önem kazanıyor. Pandemide, öğrencilerin öğrenmenin devamlılığına, akıl sağlığı ve refahına olan temel katkıları vurgulandı. Bu salgının sonucu olarak, yaklaşık 1,6 milyar öğrenci -tüm küresel öğrencinin yüzde 90'ından fazlası-, okulların kapanmasıyla cezalandırıldı. Ayrıca, COVİD-19 salgını 63 milyondan fazla öğretmeni önemli ölçüde etkiledi.

Dünyada pekçok ülkenin eğitim ve öğretim sistemlerinin zayıflıklarını, COVİD-19 salgını  açığa çıkardı, eşitsizlikleri şiddetlendirdi ve en marjinalleşmiş nüfus için feci sonuçlar doğurdu. Bu kriz sırasında, eğitim ve bilim emekçileri bir kez daha büyük önderlik, yenilik nitelikleri göstererek # Pedagojik Sürekliliği sağladı ve geride hiçbir öğrenci bırakmamaya var gücüyle özen gösterdi.

Dünyanın her yerinde, öğrencilerinin eğitim ve öğretimine devam etmesini sağlamak için, çözümler bulmak ve yeni öğrenme ortamları yaratmak için; eğitim ve bilim emekçileri bireysel ve toplu olarak çalıştılar. Okulların yeniden açılma planları konusundaki tavsiyeleri ve okula döndüklerinde öğrencilere sağladıkları destek de aynı derecede önemlidir.

Bu salgına ve bir benzerlerine hızlı ve etkili bir şekilde yanıt verebilmek için, bugün COVİD-19 salgını sonrası dönem içinde iyice düşünmeli, eğitim ve öğretim sistemlerinin dayanıklılığını güçlendirmelidir. Bunu yapmak için, eğitime ayrılan bütçe payının korunması ve olabildiğince arttırılması gerekiyor. Öğretmenlerle ilgili olarak, kaliteli başlangıç için, öğretmen eğitimine yatırım yapmak ve mevcut öğretim kadrosu için mesleki eğitime önem vermektir.

Kuşkusuz, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'nü kutlamak dolayısıyla, yapılacak sanal oturumlar; dünya çapında küresel eğitim hedefi kimseyi geride bırakmama, öğretmenlik mesleğini kutlamak, başarıları değerlendirmek, başarma çabalarının merkezinde yer alan öğretmenlerin sesini duyurmak ve günümüzde karşılaştıkları sorunlarına dikkat çekmek için önemli bir fırsat olacaktır.

            Acil önlemler

Bugün, acil önlemler alınmaz ve eğitime önemli yatırım yapılmazsa, eğitim sistemi giderek içinden çıkılmaz bir soruna dönüşebilir. COVİD-19 sagınından çok önce, az gelişmiş ve gelişmekte olan bazı ülkelerde; 10 yaşındaki çocukların yarısından fazlası daha doğru-dürüst okuma-yazmayı bilmiyor ve basit bir cümle dahi kuramıyor. Bu çocuklar için, teknolojik gelişmelere endeksli olarak; mevcut eğitim metotlarını geliştirmek ve yeni eğitim projelerinin üretilmesi gerekir..

Salgınla birlikte, kriz zamanlarında dayanıklılıklar güçlendirilmek isteniyorsa, tüm eğitim ve bilim emekçilere; ortamdan bağımsız olarak, uzaktan, çevrimiçi ve harmanlanmış öğrenme yaklaşımlarını benimsemeleri için, mevcut teknoloji, dijital ve pedagojik beceriler sağlanmalıdır. Siyasi iktidarlar, kırsal ve uzak bölgeler de dahil olmak üzere, bütün yerleşim birim ve bölgelerin her yerinde dijital altyapı ve bağlantı sağlamalıdır.

Siyasi iktidarların, sosyal ortakların ve diğer önemli aktörlerin, COVİD-19 salgını bağlamında; eğitim ve bilim emekçilerine karşı sorumluluğu daha da büyüktür. Siyasi iktidarlar ve eğitim aktörleri, öğretmenlerin güvenliğini, sağlığını ve refahını sağlamayı, işlerini korumayı ve çalışma koşullarını iyileştirmeyi eksiksiz sağlamalıdır. Bununla birlikte, onları ve onları temsil eden kuruluşları yaklaşıma dahil etmeye çağırmalı ve bizzat teşvik etmelidir.

Katkıları COVİD-19 slagınına yanıt verme, ondan kurtulma konusunda etkili olan ve olmaya devam eden eğitim ve bilim emekçilere; herkesin saygı göstermesi gerekir. Bu pandemiye yanıt vermek ve koşulları iyileşitrmek için, eğitim ve bilim emekçilerinin oynadıkları rol önemlidir. Her süre öğrencilerine aralıksız bağlılık gösteren, onlar için canlarını feda eden, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi'ne katkıda bulunan öğretmenler; kutlanmalı ve sorunlarına ortak olunmalıdır. 

COVİD-19 salgını sırasında ve sonrasında, bir kuşak öğrencinin tam potansiyelini gerçekleştirmek için çaba gösteren eğitim ve bilim emekçilerinin rolünü, kısa vade de olsa ekonomik büyümeyi ve sosyal uyumu artırmak için; eğitim ve öğretimin önemini anlamanın artık zamanı geldi. Bugün, eğitimi yeniden keşfetme, eğitim çağındaki her çocuk ve ergen için; kaliteli ve nitelikli eğitime eşit erişim vizyonunun gerçekleştirmenin tam zamanıdır.

              

Pandemi Döneminde Öğrenciliğin Zorlukları

24 Milyon Öğrenci Okulu Bırakma Riskiyle Karşı Karşıya

Bugün, dünyada COVİD-19 salgınından en fazla etkilenen kesim hiç şüphesiz eğitim-öğretim çağındaki çocuklardır. Bu salgından, dünyada 1.6 milyar öğrenci doğudan etkileniyor. Yaklaşık 24 milyon öğrenci, okulu bırakma riskiyle karşı karşıyadır. Dünya genelinde olağanüstü bir eğitim felaketi ve insan trajedisi yaşanıyor. 6 Ağustos 2020'de, BM Genel Sekreteri António Guterres, “Covid-19 dönemi ve sonrasında eğitim” başlıklı bir 'bilgilendirme notu' yayınladı.

BM, salgının küresel eğitim sistemleri tarihindeki en ciddi yıkımı yarattığını, birden fazla kuşak öğrenciyi etkileyecek bir öğrenme kaybını tehdit ettiğini vurguluyor. BM'nin 'bilgilendirme notu', UNESCO'nun yer aldığı 15 ortak paydaş tarafından, dünyadaki eğitimin aciliyeti konusunda farkındalık yaratmak, insan kaynakları için artan yatırımları teşvik etmek, iyi, kapsayıcı ve demokratik eğitim sistemleri oluşturmak amacıyla yürütülen bir kampanya ile birlikte oluştu.

1.6 milyar öğrenci etkileniyor

UNESCO'ya göre, COVİD-19 salgını nedeniyle, dünyada 190'dan fazla ülkede yaklaşık 1,6 milyar öğrencinin (öğrencilerin yüzde 94'ü) krizin zirvesinde olduğu ve eğitim kurumlarının kapatılmasından etkilendiğini gösteriyor. Bugün, bu rakam 1 milyarın üzerinde seyrediyor. Üstelik, dünyada 100'e yakın ülkede, eğitim-öğretim yılının başlamasıyla ilgili tarih verememesi düşündürücüdür.

 Bu salgının dünyadaki etkilerine ve zararlarına karşı, siyasi, eğitsel-kültürel, sosyal ve tüm alanlardaki aktörlerin seferber olması gerektiğine işaret ederek “Zaten salgın hastalığından önce, bir eğitim kriziyle karşı karşıyaydık” açıklamasını yapan BM Genel Sekreter António Guterres, bu konuda şunları söyledi: "Şu anda, büyük insan potansiyelini israf edecek, onlarca yıllık ilerlemeyi durduracak ve yerleşik eşitsizlikleri daha da artıracak kuşaksal bir felaketle karşı karşıyayız”.

24 milyon öğrenci

COVİD-19 salgınının neden olduğu gerekçelerle okulların kapanmasının ardından; 2020'de okul öncesi eğitimden yükseköğretime kadar 24 milyon öğrencinin okulu bırakma (ya da okula geri dönmeme) riskiyle karşı karşıya olduğu tahmin ediliyor. Okulu bırakma riski altındaki öğrencilerin çoğu, 5,9 milyonu Güney ve Batı Asya'da  ve 5,3 milyonu ise Sahra altı Afrika'da yaşıyor. Bu iki bölge, pandemiden önce bile önemli ölçüde ciddi eğitim sorunlarıyla karşı karşıyaydı.           

Yükseköğretim, muhtemelen kayıtta beklenen yüzde 3,5'lik düşüşle, en yüksek okulu terk etme sayısını oluşturuyor. Bu rakam, yaklaşık 7,9 milyon öğrenciyi kapsıyor. Okul öncesi eğitim, kayıtlarda beklenen yüzde 2,8'lik bir düşüşle (ya da 5 milyon daha az çocukla), en çok etkilenen ikinci düzeydir. Bu projeksiyonlara göre, ilkokul öğrencilerinin yüzde 0.27'si ve ortaokul öğrencilerinin yüzde 1.48'i (ya da her iki seviyede de 5.2 milyon kız ve 5.7 milyon erkek) okulu bırakma riski altındadır.

Okulların kapatılması

UNESCO'nun verilerinden yararlanılan, yaşanan ve devam eden felaketi önlemenin yolları hakkında öneriler sunan bu 'bilgilendirme notu'nda; okulların kapatılması, onlarca yıllık ilerlemeyi silme ve yok etme riski taşıdığı belirtiliyor. Okulların kapatılması, sadece eğitim-öğretime zarar vermiyor. Ayrıca, çocukların dengeli beslenmeye erişimi, anne-babaların işe gitmesi dahil olmak üzere; eğitim çağındaki çocuklara ve toplumsal yapılara temel hizmetlerin sağlanmasını engelliyor.

Özellikle de kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet riskini de önemli ölçüde artırıyor. Eğitimin dünyadaki ekonomik ilerlemenin itici gücü olarak rolünün altını çizen bu 'bilgilendirme notu'nda, sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve sürdürülebilir bir barış faktörü açısından; eğitim krizinin kuşaklar arası bir felaket haline gelmesini önlemenin, dünya liderleri ve eğitim dünyasındaki paydaşlar için en önemli öncelik haline gelmesi gerektiğine işaret ediliyor.

Eğitimdeki olumsuzluklar

COVİD-19 salgınının eğitim-öğretimde yol açtığı olumsuzluklarla ilgili olarak UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay, “benzeri hiç görülmemiş bir kriz karşısında özellikle de en savunmasız konumda olan öğrenciler için herkes için öğrenmenin sürekliliğini sağlamanın aciliyetinin” altının çizilmesi gerektiğini belirtti. UNESCO'nun, bu yılın sonuna doğru “Dünya'da Eğitim Buluşması”'nın özel bir oturumunu düzenleyeceğini burada anımsatmakta yarar vardır.

BM'nin yayınladığı bu bilgilendirme notunda eğitime yatırımı her düzeyde korumaya çağırıyor. UNESCO'nun tahminlerine göre, pandeminin kalkınma hedefine ulaşmak için; gereken finansman açığını üçte bir oranında artıracağı konusunda uyarıyor. Eğitimde sürdürülebilir gelişme hedefi için 2030'da dünyada düşük ve orta gelirli ülkelerin, halihazırda şaşırtıcı olan 148 milyar dolarlık açık olacağını ileri sürülüyor.    Ayrıca, ulusal ve uluslararası toplumu teşvik programlarını ön plana almak ve eğitime yapılan yatırımları korumak için birleşmeye ve dayanışmaya çağırıyor. Bu bağlamda, pandeminin etkilerini azaltmak için, 4 alanda önemli tavsiyelerde bulunuluyor:

1-Virüsün bulaşması durdurulmalı ve okulların yeniden açılması dikkatlice planlanmalı:
Bu sav, sağlık ve güvenlik önlemlerini, ötekileştirilmiş çocukların gereksinimelerine dikkat etmeyi; öğretmenler, anne-babalar ve halkla ortak planlama ve istişareyi içeriyor. BM, bu karmaşık çabada hükümetlere yardımcı olmak için yeni bir kılavuz yayınlamak üzeredir.

2- Eğitimin finansmanı korunmalı ve daha iyi etki için koordinasyon sağlanmalı:

Kamu harcama kısıtlamalarına rağmen, siyasi iktidarlar eğitim bütçelerini güvende tutmalı ve COVİD-19 sonrası iyileşme planlarına talimatlar dahil etmelidir. Uluslararası toplum, eğitim için resmi kalkınma yardımını garanti etmelidir. Düşük ve orta gelirli ülkelerin borçlarının hafifletilmesi, ertelenmesi ve yeniden yapılandırılmasına çalışılmalıdır. Bu olgu, ülkelerin eğitime yatırım yapmalarına yardımcı olacak çözümün bir parçası olmalıdır.

3- Adil ve sürdürülebilir bir kalkınma için, eğitim sisteminin sağlamlığı güçlendirilmeli:

Direnç oluşturarak, marjinalleştirilmiş ve savunmasız öğrencilerin gereksinmelerini karşılamaya, ekonomik kısıtlamaların ve cinsiyet normlarının var olmamasını sağlamaya yönelik önlemlerle; adalet, eşitlik, paylaşımcılık ve kapsayıcılığa odaklanmalıdır. Kızların okula dönmesini özendirmek için riskleri ortadan kaldırmak ve eğitim yönetiminin kapasitesi her düzeyde güçlendirilmelidir.

4- Eğitim yeniden düzenlenmeli, eğitim-öğretimdeki olumlu değişiklikler hızlandırılmalı:

Eğitimin sürekliliğini sağlamak için kısa sürede yapılan yenilik ve değişim hızlı bir şekilde gerçekleşmelidir. Eğitim sistemi yeniden tasarlanmalı, ileriye dönük, kapsayıcı, esnek ve dayanıklı olmalıdır. Çözüm yolları öğretim kayıplarına odaklanmalıdır. Okul terki önlenmelidir. Öğrencilerin, öğretmenlerin, eğitim personelinin sosyal ve duygusal refahı sağlanmalıdır. Özellikle, öğretmenlik mesleği için daha iyi destek, mesleğe bağlanabilirliğin önündeki engeller kaldırılmalı, dijital teknolojilere yatırım ve esnek öğrenme yolları denenmelidir.

 

 

 

 



[*] Prof. Dr./Paris