eleştirel pedagoji

Journal of Critical Pedagogy
  • https://www.facebook.com/elestirelpedagojidergisi
  • https://www.twitter.com/elestirelpedagoji

64 BAHAR CEMRE KARAAĞAÇLI

 Ünlü Bir Edebi Şahsiyetin Eleştirel Pedagog Olarak Karşımıza Çıkış Hikayesi: Lev Nikolayeviç Tolstoy

 

Bahar Cemre Karaağaçlı

 

Tolstoy 1828 - 1910 yılları arasında Rusya’da yaşamış çok önemli edebi şahsiyetlerden biridir. Kendi fikirlerini ve yaşantılarını, eserleri ve karakterleriyle okuyucuya geçiren bir edebiyatçı olarak da bilinmektedir. Tolstoy aslen Tula’da Yasnaya Polyana adlı malikaneneye sahip aristokrat bir aileden gelmektedir. Aristokrasinin içinde bulunmasına rağmen topluma yönelik ülküleri onu çeşitli eğitsel ve edebi denemeye yöneltmiştir. Eğitsel denemelerinin en çarpıcı olanlarından biri Rus halkını modernleştirmek ve köleleri azat etmek için kurulan Zemstva adlı bir yerel yönetimde Sulh Hakimi olarak görev alırken Yasnaya Polyana’da çiftçi çocuklar için bir okul açmasıdır.

 

Tolstoy’un Eğitim Hikayesi 

 

Tolstoy, edebi kişiliğinin aksine bir öğretmen ve bir eğitim düşünürü olarak çok az tanınmaktadır. Tolstoy’un eğitsel düşünceleri üzerine çok az kaynağın bulunduğundan ve eğitim anlayışının etkilerini araştıran yeterli ölçüde incelemenin yapılmadığından bahsedilmektedir (Moulin, 2018, s.233). Kurduğu okullar incelendiğinde ilk açtığı okul üniversite eğitimini yarıda bırakıp Yasnaya Polyana’ya döndüğü zamana denk gelir ama bu okul hakkında herhangi bir bilgi verici kaynak bulunmamaktadır. İkinci kez kurduğu okul 1859’da açılmıştır. Bu okulda çoğu 6-12 yaş arasında 22 çiftçi çocuğuna üç sınıf halinde eğitim verilmiştir. Bahsedilen ikinci Yasnaya Polyana okulunu açtıktan sonra modern eğitim kuramlarına daha yakından bakmak için Almanya, Fransa ve İngiltere ziyaretleri yapmış ve bu ülkelerdeki pedagojik uygulamaları incelemiştir. Bu incelemelerin ardından kuramların rakipsiz tek gerçek olamayacağı sonucuna varmıştır. Tolstoy’a göre Rousseau, Froebel ya da Pestalozzi okulları özgürleştirmek istemiş ama sonunda kendi kural dizileriyle özgürlüğü kısıtlamışlardır (Moulin, 2018, s.99). Pedagogların gelişimin ritmini aramadıklarını ve bundan dolayı dengesiz bir öğretim programıyla öğrencileri yozlaştırdıklarını düşünmüştür. Eğitim yollu bir sosyal reform arzusu içinde olmuş ama hükümetin dayatması ve Avrupa eğitim modellerinin zorunlulaştırılmasıyla değil Rus halkına danışarak bir eğitim modelinin şekillendirilmesini savunmuştur. Çocukların eğitiminin topluma ve toplum ahlakına çok önemli yansımaları olduğunu düşünmüştür. Açtığı okulların yanı sıra eğitsel kitapları da mevcuttur. Çocukların okuryazarlığı için kaleme aldığı kitaplardan biri olan Dört Okuma Kitabı okul kütüphaneleri için öneri olarak sunulmuş fakat aynı amacı taşıyan Azbuka adlı kitabı Tolstoy’un “özgür” eğitim anlayışına dair şüphelerle Çar yönetiminden onay görmemiştir. Çünkü Azbuka siyasi bir amacı barındırıyordu. Arkasında eğitimin ve yazının sosyal sınıfları bir araya getirmekteki inanç vardı. Bu inancı doğrultusunda hayata geçirdiği eylemlerinde ise hem Gramsci’den hem de Freire’den izler görmek mümkün.

 

 

 Toplumun Organik Entellektüeli Tolstoy

 

Tolstoy bir organik entellektüel olarak deneysel okulunda ezilmiş sınıfların harekete geçmesini ve korunmasını göz önünde bulundurmuştur. Fildişi kulelerinde oturan geleneksel entellektüellerin tam aksine Gramsci’nin bize olması gereken entellektüel tipi olarak sunduğu karşı hegemonya çabası içinde olan organik entellektüel vasıflarını ortaya koymuştur. Eleştirel düşüncelerini yaymak istemiş ve toplumun gerçeklerini sistemi yeniden üreten geleneksel entellektüellerin tersine bir organik entellektüel gibi, tabiri caizse aristokrat olmasına rağmen köylü bir aydın rolüne bürünerek, hayata geçirmek istemiştir. Tolstoy eğitimde çocukların orta ya da üst tabaka ailelerin çifte standartlarından ötürü başarısızlığa mahkum olduğunu ve burjuvaların toplumdaki konumlarını, sadece alt sınıfların ahlaksızca sömürülmesi yoluyla muhafaza edebileceğini söylemiştir (Moulin, 2018, s.163). Aslında bu Gramsci’nin (1971) vurguladığı gibi hegemonyanın kendini muhafaza etme çabasıdır ve her hegemonya ilişkisi aslında eğitsel bir ilişkiye de bağlıdır (s.10). Burjuva sınıfı kendi hegemonyasını yarattığı eğitim yoluyla alt sınıflara benimsetme eğilimindedir.    


Gramsci (1971) organik entellekt
üeli duyguları ve tutkuları harekete geçiren bir konuşmacı olarak değil, güncel hayata katılan ve yapılandırıcı yaklaşımıyla kurucu bir kişilik olarak görmüştür (s.350). Tolstoy da okulunda kendi kurucu kişiliğini alt sınıfların yararına ortaya koymuştur. Mesela toplumdaki eğitim kurumlarının üst sınıflar tarafından eğitildiğini eleştirerek alt sınıfların işine yaramaz, yabancı fikirlerle eğitilmesini yadırgamıştır. Yasnaya Polyana’daki eğitimi dinamik, bireylerle uyumlu ve yenilikçi bir çerçevede yürütmüştür. Bir devrimin peşindedir Tolstoy. Bu yolla Rus halkını harekete geçirmek istemiştir. Bunu da ahlaki bir girişim olarak pedagojiyle geliştireceğine inanmıştır. Çünkü Tolstoy pedagojiyi hegemonya ilişkisini güçlendirici etkisinin aksine sürekli yenilik gerektiren, nesiller arası, dinamik, diyaloğa dayalı ahlaki bir uygulama olarak tanımlamıştır.
         


Gramsci
’nin organik entellektüeli ufuk açmak üzere rol modelliği de yapar (Antelo ve diğerleri, 2002, s.165). Açık sözlülüğü ve çatışan kişiliğiyle gittikçe ünlenen Tolstoy’a yaşadığı dönemde her yerden akıl danışmak ve saygılarını sunmak için kendisini rol model edinen insanlar gelmiştir. Eğitim üzerine fikirleri ve deneyleri diğer insanların da yeni atılımlar yapmalarını sağlamıştır. Bayan F. adında bir Amerikalı, New York Brooklyn’de deneysel bir anaokulu kurmuştur. Başka bir belgede Amerikalı bir hahamın Pennsylvania’da Delaware Valley College adında bir okul kurduğu anlatılmıştır (Moulin, 2018, s.205). İlerlemeci eğitime katkı sağlarken yarattığı etki ayrıca İngiliz okullarına birebir yansımıştır (Ormell, 2010, s.15). Organik bir entellektüel olarak açığa vurduğu fikirler ve deneyleri Rusya sınırlarını aşmıştır.


Gramsci
’nin vurguladığı her öğretmenin öğrenci, her öğrencinin öğretmen olması gerektiğine inanmıştır Tolstoy. Bunu başarırken okul ruhunun öneminden bahseder. Okulun bir ruhu olduğunu belirtir ve bunu gelişen bir “canlı varlık” şeklinde tasvir eder. (Tolstoy, 1862/1967, s.227). Çocukların okul ruhunu yakalayabilmesi için doğru bir ruh halinde olması gerektiğini de savunur. Bu ruh halinin tasvirini ise ruhun kırılgan olduğu yönleri anlattığı örnekler üzerinden yapar. Mesela öğrencilerin düşünceleri engellenirse, sınıf mevcudu kalabalıksa ya da uzun ders saatleri varsa bu ruh zarar görür. Bu ruha ek olarak öğretmen-öğrenci arasındaki karşılıklı etkileşimin özgür bir ortamda gelişmesine inanmıştır. Yasnaya Polyana okulunu anlattığı kitabında şu şekilde ifade etmiştir: “okulun dışında, açık havada öğrenciler ve öğretmenler arasında, orada verilen bütün özgürlüğe rağmen, daha çok özgürlük veren, daha çok sadelik içeren ve daha çok güven veren, yeni ilişkiler oluşur kendiliğinden. Bize göre bu ilişkiler, okulun çaba sarf etmesi gereken amaçtır.” (1862/1967, s.247; Moulin, 2018, s.51).

 

Diyaloğu Yücelten Tolstoy

 

Tolstoy ve Freire’nin eğitsel yaklaşımları arasında belirli benzerlikler göze çarpıyor. Freire (1970/2005)’in bize öğrettiği “diyaloga dayalı” eğitimin içinde insan sevgisi, dünya sevgisi ve karşılıklı güven önemli bir yer tutar (s.89). Tolstoy da tıpkı Freire gibi sevginin öğrenciler üzerindeki etkisiyle eğitimin gerçekleşeceğine inanmıştır. Freire gibi küçük adımlarla oluşan karşılıklı güvene değer vermiştir. Tolstoy’a göre öğretimin temel özelliklerinden biri öğrenci-öğretmen arasındaki en iyi ilişki şeklini yakalamaktır. Bu noktada çiftçilerin hayatını anlamayı matematik gibi soyut-bilimlerden daha önemli atfetmiştir. Çiftçi çocuklarına uygun bir eğitimi bulmayı amaç edinmiştir. Ayrıca Freire’nin okuma yazma için yaptığı kampanyalar ve uğraşlar gibi Tolstoy da okuryazarlığa çokça önem vermiştir. Okuryazarlığı arttırmak için edebi yeteneklerini devreye soktuğu Azbuka, Dört Okuma Kitabı örnek verilebilir.


K
öylü çocuklarının kültürel kapitali elde edememesini de üst sınıfların kasten yaptığı bir eylem olarak görmektedir. Gerçek manada alt sınıflar için dönüştürücü bir eğitimin yanındadır. Dönüştürücü eğitim anlayışı içinde bazı dersleri sorgular. Mesela coğrafya dersi üzerinden bir anısı Tolstoy’a bazı konuların neden müfredatta olduğu sorunsalını yaşatmıştır: “onlara ne zaman coğrafya anlatmaya başlasam her birinin sesinde, her loş görüntüde “Neden?” sorusunu görebiliyordum ve bu üzücü soruya “Neden?” yanıt yoktu” (Moulin, 2018, s.116). Sistemin yeniden üretilmesine, öğrencilerin ihtiyaçlarına ve ilgilerine özgüllenen bir eğitimle karşı konulması gerekmektedir. Freire’nin (1970/2005) de vurguladığı gibi eğitimin içeriği insanların ilgilerini yansıtmalıdır ve insanlar bilinçlerini kısıtlamadan bağ kurabilecekleri programlara sahip olmalıdırlar (s.96). Mesela Tolstoy’un kendi okulunda müfredat üzerinde öğrencilerden aldığı geri dönütlerle revizyona gittiği dönemler olmuştur.


Bankac
ı Eğitim Modelinin benimsediği tekdüze, ezbere dayalı, gerçeklikten uzak, otoriter öğretmen-öğrenci ilişkisini besleyen, öğrencilerin meraklarını, yaratıcılıklarını öldüren bir sistemden Tolstoy da yakınmıştır. Eğitimin meslek ya da istihdam kaygılarıyla değil öğrencilerin sorularıyla şekillenmesine inanmıştır. Amaç bilgiyi empoze etme değildir. Milli eğitimin peşinen uygulanan kuramlarla değil uygulamalarla çözüleceğine inanmıştır Tolstoy. Okulunda çiftçilerin hayatıyla çok yakın bir temas içinde bulunmuş ve toplumsal eşitsizliği gözlemleme şansı olmuştur. Kuramların bu eşitsizliği pekiştirmesindense uygulamalarla öğrencilerin nasıl yaşanacağına dair sorularının cevaplanması gerektiğini savunmuştur. Ayrıca Tolstoy öğrencilerin deneyimlerinden ya da üzerine çalıştıkları metinlerden kendi kavramlarını oluşturmaları gerektiğini savunmuştur. Öğrencilerin sanatla kendi metinlerini oluşturma çabalarını desteklemiş ve okulun adıyla çıkarılan dergide öğrencilerinin yazılarına yer vermiştir. Montessori ve Freire gibi Tolstoy, öğretmeni eğiticiden ziyade yol gösterici olarak tasavvur etmiştir. Öğretmen yol göstermelidir ve öğrencileri cevapları bulma konusunda teşvik etmelidir.


Ama
ç özgürleştirmektir. Sübjektif bakışın objektif bakışa tezahürüne izin verir. Sübjektif bakış belirli yöntemlere bağlı kalınarak geliştirilemez. Bundan dolayı belirli yöntemlere bağlı öğretmenlerin öğrencilerin ilgilerini göz önünde bulundurmayacağını düşünmüştür. Ayrıca öğrencilerin ihtiyaçlarına göre hareket etmenin öncülenmesi gerektiğine olan inancını diyalogla pekiştirmiştir. Eğitim sürecinde öğrencilerin diyalog içinde kendi kelimeleriyle yol almasını önemsemiştir. Okulu kurması konusunda kendisine ilham veren  Auberbach (1871)’ın yazdığı kitapta söylendiği gibi: “Onların kendi saf (doğal) sorularıyla gelmelerine izin verin, fakat onları zorla getirmeyin ya da onlara yabancı bir dünyayı sorularla öğretmeyin.” (Moulin, 2018, s.41). Tolstoy’un oğlu Ilya’dan aktarılan bu konudaki önemli bir sözle aslında bütün eğitsel ilişkilerde olması gereken model bize sunulur: “Okul, bizim onlara bir şeyler öğretmemiz için değil, onların bize öğretmeleri içindir” (Moulin, 2018, s.62).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Resim Kaynağı: Kansu, 2016)

 

 

KAYNAKÇA

 

Antello, E., Fischman, G., McLaren, P., & Serra, S. (2002) The Specter of Gramsci: Revolutionary

            Praxis and Committed Intellectual. In Borg, C., Buttigieg, J., Mayo, P. (Eds.) Gramsci and

            Education. (pp. 147-178). the United States: Rowman & Littlefield Publishers.

 

Auerbach, B. S. (1871) Neues Leben: Eine Lehrgeschichte in fünf Bücher. Stuttgart: Cotta’scher                         Verlag, Erster Theil S, 1–243. (Orijinal eser 1851 ’de basılmıştır).

 

Freire, P. (2005). Pedagogy of the Oppressed. New York, NY: The Continuum International                    Publishing Group (Orijinal eser 1970’de basılmıştır).

 

Gramsci, A. (1971). Selections from the Prison Notebooks. New York: International.

 

Kansu, N., A. (2016). Bir Eğitimcinin Kaleminden Öğretmen Tolstoy. Telgrafhane Yayınları:

            Ankara.

 

Moulin, D. (2018). Eğitici Tolstoy. Hece Yayınları: Ankara.

 

Ormell, C. (2010). Tolstoy and Education. What can we learn from Tolstoy’s school at Yasnaya              Polyana? Prospero, 17(3), 15-21.

 

Tolstoy (1957). Azbuka [four  books] .In Polnoe sobranie  sochinenii. [Complete Works], 22, 6             787. Moscow: Khudozhestvennaia literatura. (Orijinal eser 1872’de basılmıştır).

 

 

Tolstoy (1957). Russian Books for Reading [four  books].In Polnoe sobranie  sochinenii.

[Complete Works], 21, 102-329. Moscow: Khudozhestvennaia literatura. (Orijinal eser

1874-1875

            yıllarında basılmıştır).

 

Tolstoy. (1967). The School at Yasnaya Polyana. In L. Wiener Tolstoy on Education. (Trans.), 227–       360. Chicago: University of Chicago Press. (Orijinal eser 1862’de basılmıştır).


Yorumlar - Yorum Yaz