eleştirel pedagoji

Journal of Critical Pedagogy
  • https://www.facebook.com/elestirelpedagojidergisi
  • https://www.twitter.com/elestirelpedagoji

64 MUHARREM DEMİRDİŞ

Türkiye’de Politik Tiyatro Geleneğinin İlk Yıllarında TÖS[1] ve TÖB-DER[2]


 

Muharrem Demirdiş (muharrem0662@gmail.com)

 

Türkiye’de tiyatro söz konusu olduğunda akla ilk gelen kuruluşlardevlet tiyatroları, şehir tiyatroları, belediye tiyatroları olsa da resmi alanların ve resmi ideolojinin dışına çıkan, hatta salonları terk ederek sokağa çıkan politik tiyatro kumpanyalarından/toplulukların varlığından söz edilebilir ve bu tiyatro hareketlerinin Türkiye’de ilk deneyimlerinin 1968 sürecinin hemen öncesi ve 1968 sonrası olduğu iddia edilebilir. Şener (1999) bu durumu şöyle ifade etmektedir: “Altmışlı ve yetmişli yıllar yalnızca Muhsin Ertuğrul’un değil, başka pek çok tiyatro sanatçısının toplum sorunlarına duyarlı olduğu, bu duyarlılığı sahnelerde dile ve görüntüye getirdiği dönem olmuştur. Toplumun hareketli günler yaşaması tiyatro etkinliklerini etkilemiş, sorunlar oyunlarda yansıtılmış, tartışılmış, çok canlı, çok hareketli bir tiyatro ortamı oluşmuştur.” (Şener, 1999, 146). Erenus (1976) ise dönem seyircisini şöyle betimlemiştir: “Siyasal ortamın güvensizliğine küsüp kendi içine gömülme niyetlisi değil Türkiyeli insan. Bir yığın baskıya göğüs geriyor, seçimini korkusuzca açıklama, bir an önce yerini, yandaşını bulma titizliğinde.” (Şener, 1999, 146).

1960-1972 arası Türkiye’deki politik tiyatro çalışmalarında,  Brezilya’da ve sonrasında Peru’da, Arjantin’de tiyatroyu sokağa taşıyan Augusto Boal tiyatrosundaki gibi tiyatronun salonlardan uzaklaşması, ezilenlerle buluşması gibiamaçlar ve Kuzey Amerika’daki Gerilla Tiyatrosu uygulamalarının benzeri örneklermevcuttur.[3] Bu dönemde resmi makamların tiyatroya uyguladığı baskılar, engellemeler tiyatronun ve sanatın savunulması gerektiği inancını pekiştirmiş, öte taraftan tiyatroda agit-prop (ajitasyon-propaganda tiyatrosu) örnekler çoğalmış, Bertolt Brecht ve Piscator gibi tiyatrocuların görüşleri, oyunları tiyatro çevrelerinde tartışılmaya başlanmış, Brecht oyunları sahnelenmiş, tiyatro ile ilgili değerlendirmeler düşünsel, siyasal bir boyut kazanmıştır (Şener, 1999). Politik tiyatro yapma süreci içinde Türkiye’de sokağa çıkan, gecekondu mahallerini, semtleridolaşan tiyatro kumpanyalarının/topluluklarının,  halklave işçi sınıfı ile buluşma amaçlarıBoal tiyatrosunda olduğu gibi seyirci-oyuncu ayrımının ortadan kaldırılması ve “seyirci-oyuncu” teriminin inşasına (Boal, 2014) dek uzanmamış olsa da salon tiyatroları ve kadife koltuklar, Türkiye’de de özellikle 1960-1972 yılları arasındaki politik tiyatro çalışmaları içinde, Boal ve Ezilenlerin Tiyatrosu pratiklerinde olduğu gibi terk edilmiştir.

Devrimci bir tiyatro yapıyoruz diyebilmek ancak devrimi yapabilecek sınıfların yanında, onun kavgasında yer almakla olanaklıdır. Bu insanları da ancak gecekondularda, fabrika kapılarında, çamurlu sokaklarda bulabiliriz, ücreti 10-15 lira olan kadife koltuklarda değil (Ulusoy, 1970, Akt. Buğlalılar, 2014).

Bu yıllar fabrikalardaki grevlerin yanında TOTS[4] çatısı altında örgütlenen Devlet Tiyatrosu sanatçılarının da 1965’te grevegittikleri yıllardır. Türkiye ve dünyadaki işçiler, emekçiler, öğrenciler, halk… Mayıs 1968’i hazırlarken dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tiyatrocular örgütlenmiş, sendikalaşmış ve toplumsal mücadelelerle paralel oyunlar yapmış, oyunları miting alanlarına, fabrikalara ve Sermet Çağan’ın genel yayın yönetmeni olduğu Tiyatro TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) ile de sadece iki sezon ve iki oyunla da olsa, daha önce hiç tiyatro uğramamış sokaklara, ilçelere, kentlere taşımış;  baskılara, yasaklara rağmen oyunlar sahnelemişlerdir.

            Bu dönemde ilk kez ilerici toplumcu tiyatro toplulukları (Arena Topluluğu,
            AST, Dostlar Tiyatrosu, Halk Oyuncuları Birliği, Yenişehir Tiyatrosu Topluluğu, vb.),
            politik tiyatro toplulukları (Halk Oyuncuları, Ankara Birliği Sahnesi, Devrim İçin
            Hareket Tiyatrosu, vb.), İşçi Tiyatrosu ve sendikaya bağlı tiyatro topluluğu (Tiyatro
            TÖS) kurulur. Ülkemizde işçiye yönelen sokak tiyatrosu denemeleri bu yıllarda ilk kez
            gerçekleştirilir. Miting ve yürüyüşlerde gösteriler yapılır (Erkoç, 2002).

 

1960’lı yıllarla Türkiye’de politik tiyatro deneyimleri Brecht etkilenimleriyle başlamış, Refik Erduran, Vasıf Öngören, Asaf Çiyiltepe, Aziz Nesin, Ayperi Akalın, Ali Uzunisa gibi isimlerin yazılarıyla ise politik/sosyalist/ devrimci bir tiyatronun ne ve nasıl olması gerektiğine dair tartışmalar yaşanmıştır.1964’te Brecht’inSezuan’ın İyi İnsanıadlı oyunu profesyonel olarak ilk kez İstanbul Şehir Tiyatrosu, Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi Ankara Sanat Tiyatrosu, Üç Kuruşluk Opera ve Bay Puntila ile Uşağı Matti Kent Oyuncuları ve Dormen Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. Sahnelenen Brecht oyunları politik tiyatro tartışmalarınıalevlendirmiş, örneğin Nutku’nun (1964, Akt. Buğlalılar, 2014) Üç Kuruşluk Opera’nın Kent Oyuncuları tarafından 12,5 liraya burjuvalara sahnelenmesinieleştirdiği yazısıyla politik tiyatronun hedef kitlesine dair yeni bir tartışma başlamıştır.

Haldun Taner’in epik tiyatro tekniklerini geleneksel halk tiyatrosundaki tekniklerle sentezlediği, Ankara’nın Altındağ semtinde, bir gecekondu mahallesinde geçen Keşanlı Ali Destanı adlı oyunuyla Türkiye tiyatrosunda bir kırılma yaşanmış, açık biçimli bu oyun ile tiyatroda biçim ve biçeme dair tartışmalar başlamış, diğer taraftansa oyunun gecekondu bölgesinde yaşayan insanların sorunlarına odaklanması ile Türkiye tiyatrosunda, daha sonra devam edecek ve radikalleşecek olan tematikdeğişimin işaretleriverilmiştir. Aynı yıllarda Engin Cezzar-Gülriz Sururi Tiyatrosu, Gen-Ar Tiyatrosu, Meydan Sahnesi vb. topluluklar vasıtasıyla oyunlarda politik-siyasal taşlamalar yapılmış (Dicle, 2020) ancak bu oyunlar yine klasik tiyatro sahnesinde, klasik tiyatro izleyicisine sergilenmiştir.Şener’in (1971) ifadesiyle bu yıllarda Türkiye tiyatrosunda ekonomik çelişkiler, vurgun ve sömürü, yoksulluk, köylülerin sorunları, ataerkillik, gericilik, dinsel inançların sömürülmesi, gecekondu yaşamı, gelenek ve töre baskısı vb. konular ele alınmaya başlanmıştır. Bu konuların sınıf perspektifiyle ele alınması da sosyalist/Marksist tiyatro toplulukları ile olmuştur.

1966’da Tiyatro TÖS ile Türkiye’nin ilk sendika tiyatrosu kurulmuş, Tiyatro TÖS ile devlet tiyatrolarının ve büyük kent tiyatrolarının uğramadığı, görmezden geldiği yoksul/ezilen insanların yaşadığı bölgelere tiyatro götürülmüştür. Tiyatro TÖS, doğrudan sokağa inip orada oyunlar sergilememiş olsa da Tiyatro TÖS ile “devletin dışında kalan” emekçi halk kitlelerinin, yoksulların, işçilerin, öğretmenlerin dahil olduğubir tiyatro faaliyeti gerçekleştirilmiştir.

1966 yılında Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) bir tiyatro kurma kararı alır. Bu, sendikaların tiyatroya yaklaşımları adına çok önemli bir gelişimdir. Bu önemli gelişimin özel bir yanı ise 270 sendika şubesini, yani tüm Türkiye’yi dolaştırma kararı almış olmasında yatar. Bu, dönem için ve hatta şu an bile inanılmaz önemli bir olaydır, girişimdir, çabadır. Tiyatronun yararını, gereğini anlamış bu sendikanın kurduğu   tiyatronun başında Sermet Çağan vardır (Başkaya, 2007).

Bir tiyatro kumpanyası olarak 1966 yılında kurulan Tiyatro TÖS’te Sermet Çağan dışında Ali Özgentürk, bir süre Berliner Ensemble’da yer alan Mehmet Ulusoy, Aydın Engin, Hikmet Karagöz, Selçuk Uluergin,  Savaş Yurttaş gibi TÖS’ün siyasi eğilimlerini paylaşan oyuncular yer almış,  Kumpanya’nın amaçları ve program maddeleri ise gerçekçi ve eylemci bir tiyatro görevini yüklenmek, toplumun yabancılaşma nedenlerinin bilincine tiyatro eylemi içinde araştırarak varmak  ve turne programlarında özellikle ekonomik güçlükleri yenebilmek üzere her bölgenin tiyatroya uzaktan yakından ilişkilerini inceleme ve istatistik konusu yapmak olarak belirlenmiştir (Buğlalılar, 2014).  Sermet Çağan da Tiyatro TÖS’ün amacını “tiyatroyu halka götürmek” olarak açıklamış, bu fikri uygulamaya koymak için de 270 TÖS şubesine bir anket göndererek, şubelerin bulundukları bölgelerin şartlarını öğrenmeye çalışmıştır (Başkaya, 2006, Akt. Buğlalılar, 2014). Tiyatroyu bir eğitim aracı olarak değerlendiren TÖS’ün üstyapı kurumlarına bakışı da doğal olarak Tiyatro TÖS’ün bakışıyla ortaktır.

…tüm eğitim araçlarını ve bütünüyle üstyapı kurumlarını seferber etmek zorunludur. Bunun içindir ki egemen sınıfların düzeninde radyolar, sinemalar, tiyatrolar ve buna benzer tüm eğitim araçları, teknolojik gelişmelerle uyanışa yönelen yığınları, radyodan haberlerle, yorumlarla, şarkı ve türkülerle; sinema ve tiyatrolarla, okulların müfredat programlarıyla kapitalist üretimi alkışlamaya, bunu reddedenlere karşı da direnmeye zorlar (Ertuğrul, 2017, 114).

Tiyatro TÖS ilk olarak Sermet Çağan’ın ekonomik kriz döneminde kara tohum yemek zorunda oldukları için sakat kalan köylülerin hikayesinin anlatıldığı, emperyalizm, yerli burjuvazi ve toprak ağalarının işbirliği neticesinde yoksul köylülerin yaşadıkları olaylara odaklanan Ayak Bacak Fabrikası adlı oyununu sahnelemiş, oyungidilen yerlerde engellerle, valiliklerin yasaklarıyla karşılaşmışsa da Tiyatro TÖS Ayak Bacak Fabrikası ile uzun süren Anadolu turnesini tamamlamıştır. Tiyatro TÖS, 1967’de Howard Fast’ın Sacco ve Vanzetti adlı sınıf mücadelesi temalı oyununu sahneye koymuştur. Tiyatro TÖS’te Selahattin Hilav, Fethi Naci ve Özdemir Nutku da seminerler vermiştir (Sarıoğlu, 2006). 1966 yılında kurulan Tiyatro TÖS, ancak bir buçuk yıl yaşayabilmiştir. Tiyatro TÖS,1967 ortalarında kapatılmışsa da tiyatro girişimlerine destek vermeyi sürdürmüş, 12 Mart Darbesi ile kapatılan TÖS ise tiyatroya ilişkin deneyimlerini daha sonra TÖB-DER’e aktarmıştır. TÖS içerisinde yer alan ve onun fikirlerini paylaşan diğer sanatçılar ise sosyalist tiyatro yapma uğraşısı içinde Devrim İçin Hareket Tiyatrosu, Halk Oyuncuları gibi topluluklar içinde yer alarak yollarına 12 Eylül’e dek devam etmiştir.

12 Mart sonrasında Türkiye’de sendikalar yasaklanmış olsa da öğretmen hareketi “dernek” çatısı altında örgütlenmiş ve TÖB-DER’i kurmuştur. TÖB-DER bünyesinde de tiyatro çalışmaları devam etmiştir. TÖS ve TÖB-DER’in tiyatro çalışmaları arasında devamlılık vardır. Fakir Baykurt’un da tam destek verdiği Tiyatro TÖS, profesyonel ve sosyalist bir tiyatro programı ile hareket etmiş, tiyatronun yoksul kitleler için eğitici, aydınlatıcı rolünü öne çıkararak tiyatroyu bu kitle için yapmış,Tiyatro TÖS’ün kuruluş aşamalarında anketler vasıtasıyla şubelerden dönüt almaya ve çalışmalarını bu dönütlerle de şekillendirmeye çalışarak demokratik bir işleyişi sistemli hale getirmeye çalışmış, bir sendika tiyatrosu olarak ilk kez tiyatro ile ezilenler arasındaki bağı kurmuştur. TÖB-DER’in tiyatro çalışmaları dabenzer bir program olmasa da yine ezilenlerden yana tavır almış, tiyatroyu ezilenlere götürmüş ve oyunlar şubelerin yer aldığı bölgelerdeki halkla, öğretmenlerle, köylülerle, işçilerle birlikte hazırlanmış, sahnelenmiş ya da başka bir kurum/topluluk tarafından hazırlanan oyunların sahnelenmesi içinçaba harcanmıştır. TÖB-DER’in tiyatro etkinlikleri olarak Aydın’ın(2016) çalışmasından hareketle şu örnekler sıralanabilir: Dinar Şubesi Buzlar Çözülmeden adlı oyunu sahnelemiş ve elde edilen gelirin önemli bir bölümünü genel merkeze bağışlamış, Gölbaşı Şubesi Susuz Yaz adlı oyunu getirerek oyunun sahnelenmesini sağlamıştır. Gaziantep Halkevi ve TÖB-DER Havza şubesinin sahneleyeceği Çakıl Taşları adlı oyun emniyetçe yasaklanmış, Kırıkkale ve Fethiyeşubeleri Duvarların Ötesi, Bulancak Şubesi Komprador Oyunu’nu sahnelemiş, Viranşehir Şubesi Ankara Birlik Tiyatrosu’nun Kara Düzenadlı oyununun sahnelenmesini sağlamıştır. Mersin Şubesi Azizname, Şili’de Av, Saloz’un Mavalı ve Kara Düzen oyunlarını halka sahnelemiş, Besni Şubesi ise Haşmet Zeybek’in Irgat oyununu sahnelemek istemiş ancak oyun Kaymakamlıkça yasaklanmıştır. Aynı oyun Urfa şubesi tarafından da sergilenmiştir. Tarsus TÖB-DER Şubesi üyesi Turgut Çelik hakkında Kurban adlı oyunu sahnelemeye çalıştığı için soruşturma açılmış, Akarçay Şubesi ise köylülerin de rol aldığı Pir Sultan Abdal adlı oyunu sahnelemeye çalıştığı için savcılık şube ile ilgili soruşturma başlatmıştır.Ardahan Şubesi 72. Koğuş, Çerkeş Şubesi 403. Kilometre adı oyunu sergilemiştir. TÖB-DER’in tiyatro faaliyetleri de baskı ve yasaklara maruz kalmış, TÖB-DER’in birçok üyesi ve yöneticisi soruşturma geçirmiş veya ihraç edilmiş, kimileri öldürülmüştür (Aydın, 2016). TÖB-DER’in yaşanan bu süreçler sonrasında tiyatro çalışmalarının azaldığı, zamanla ortadan kalktığı da diğer bir veridir (Aydın, 2016).

Dünyada Vietnam’da yaşananlar sırasında özellikle Kuzey Amerika’da Gerilla Tiyatrosu çalışmaları başlamış/sürmüşken, Latin Amerika’da Augusto Boal devrim sürecine katkı sunması için Ezilenlerin Tiyatrosu çalışmalarını yürütüyorken Türkiye’de de aynı tarihlerde tiyatro devrimci bir ivme kazanmış, özellikle Bertolt Brecht tiyatrosunun da Türkiye’ye girişiyle devrimci mücadeleye destek olması için anılan toplulukların tiyatro çalışmaları ile beraber Tiyatro TÖS öne çıkmıştır. Tiyatro TÖS kapatılsa da benzer amaçlarla Gen-Ar, Ankara Sanat Tiyatrosu, Devrim İçin Hareket Tiyatrosu, Halk Oyuncuları, Dostlar Tiyatrosu, SBF Sahne Tiyatrosu vb. topluluklar yollarına devam etmiştir. Tiyatroyu ezilenler,  devrimve sosyalizm mücadelesine katkı sunmak için yapan Tiyatro TÖS ve sonrasında TÖB-DER’in tiyatro çalışmaları tiyatronun ezilenlerle birlikte yapılmasının ve ezilenler için eğitsel önemini ortaya koymuş, Tiyatro TÖS Türkiye’de kurulan ilk sendika tiyatrosu olma onurunu eğitim emekçilerine yaşatmış, gerek TÖS ve TÖB-DER’in gerekse bu kurumlarla benzer amaçlara sahip tiyatro topluluklarının çalışmaları Türkiye’deki burjuva tiyatrosu, salon tiyatrosu ile devrimci bir tiyatro arasındaki ayrımı netleşmiştir. Tiyatro TÖS ve anılan diğer tiyatro toplulukları belki doğrudan ezilenlerle birlikte sistemli bir şekilde tiyatro yapma fikrini kuramamış ancak bunun zeminini hazırlamış ve ezilenler için tiyatro yaparak 1960-1972 yılları arasında tiyatronun politikleşmesine önemli katkılar sunmuşlardır.

Sonuç olarak söylenebilir ki günümüzde giderek politik misyonlarından uzaklaşan, politik olanı doğrudan didaktik bularak reddeden ve kitschleştirerek[5] anlam zeminlerinin yitimine yol açan, büyük kent merkezlerindeki, AVM’lerdeki salonlara kapanan ve dolaylı olarak da ezilenlere salonlarını kapatan Türkiye ve dünya tiyatrosu düşünüldüğünde TÖS’ün, TÖB-DER’in ve dönemin politik tiyatro topluluklarının faaliyetleri sanat ve eylem, tiyatro ve ezilenler arasındakiilişkilerin nasıl olması gerektiğine dair 1960’lı ve 70’li yıllarda olduğu gibi bugün de yol göstermeye devam etmektedir.

KAYNAKLAR

Aydın, İ. (2016). TÖB-DER Tarihi. Ankara: Eğitim Sen Yayınları.

Başkaya, Ö. (2007). Tiyatro TÖS. Türkiye Öğretmenler Sendikası Tiyatrosu ve ermet Çağan. Erişim adresi: http://bulunmaztiyatro.blogspot.com/2007/08/tiyatro-ts.html.Erişim tarihi: 02.02.2020.

Boal, A. (2014). Ezilenlerin Tiyatrosu. (4. Baskı). (N. Hasgül, Çev.). İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi.

Buğlalılar, E. (2014). Kadife Koltuktan Amele Pazarına. Türkiye’de Politik Tiyatro. 1960-1972. İstanbul: Tavır Yayınları.

Dicle, E. (2020). “Devletlü” Tiyatro. Tanzimat’tan Bugüne Devlet-Tiyatro İlişkisi. Notos Öykü, 80, 42-47.

Erkoç, G. (2002). 1960-1970 Dönemi Tiyatro Hareketleri. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Araştırma Dergisi, 13. Erişim adresi:http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/13/178/1366.pdf. Erişim tarihi: 02.02. 2020.

Ertuğrul, F. (2017). TÖS Tarihinden Esintiler 1. Ankara: Eğitim Sen Yayınları.

Sarıoğlu, M. (2006). Bir Tiyatro Emekçisi Sermet Çağan: Yaşamı, Eserleri ve Tiyatro TÖS. Eğitim Bilim Toplum, (4)16, 158-165.

Şener, S. (1971). Çağdaş Türk Tiyatrosunda Ahlak, Ekonomi, Kültür Sorunları (1923-1970). Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi.

Şener, S. (1999). Cumhuriyet’in 75. Yılında Türk Tiyatrosu. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.



[1] Türkiye Öğretmenler Sendikası (1965-1971).

[2] Örneğin Devrim İçin Hareket Tiyatrosu (DİHT) ilk toplantısını TÖS’ün kendilerine verdiği odada yapmış, provalar için diğer sendikaların dışında TÖS’ten de destek almış, sahneledikleri ilk oyun olan Köprü ile, İstanbul’da yapılacak Boğaz Köprüsü’nün gecekondu bölgelerine vereceği zararı göstermek için oyun mekanı olarak gecekondu mahallerini seçmiş ve oyunu gecekondu mahallerinde yaşayan halka sahnelemiştir (Buğlalılar, 2014).

[3] Örneğin Devrim İçin Hareket Tiyatrosu (DİHT) ilk toplantısını TÖS’ün kendilerine verdiği odada yapmış, provalar için diğer sendikaların dışında TÖS’ten de destek almış, sahneledikleri ilk oyun olan Köprü ile, İstanbul’da yapılacak Boğaz Köprüsü’nün gecekondu bölgelerine vereceği zararı göstermek için oyun mekanı olarak gecekondu mahallerini seçmiş ve oyunu gecekondu mahallerinde yaşayan halka sahnelemiştir (Buğlalılar, 2014).

[4] Türkiye Tiyatro Opera Tiyatro Sanatkarları ve Yardımcı İşçileri Sendikası.

[5] kitsch: Sanatsal bağlamda değersiz kabul edilen  kitsch, genel beğeniye hitap eden tüketim kültürüne yönelik seri üretimlerin sonucu olarak ortaya çıkar. Olumsuz anlamda popüler kültürle ilişkilendirilir; kitsch, var olan sanat eserlerini yeniden ele alırken onları estetik açıdan bayağılaştırır, ideolojiden arındırır.


Yorumlar - Yorum Yaz