eleştirel pedagoji

Journal of Critical Pedagogy
  • https://www.facebook.com/elestirelpedagojidergisi
  • https://www.twitter.com/elestirelpedagoji

64 ADNAN GÜMÜŞ

Korona Virüsü Salgınının Eğitime Olası Etkileri:

Kapitalizm İçi Kârlı Tasfiyeler veya Kapitalizmi Aşan Devrimler

Adnan Gümüş

 

Afet, Salgın ve Kader: Doğa, Tanrı, Cin, Lider veya Aptallık

Dört buzul çağının bugünkü dünyayı coğrafi ve yaşamsal olarak doğrudan etkilediği kabul ediliyor. Her yıldızın bir ömrü var ve Güneş de bir gün mevcut enerji salınımını tamamlayıp başka bir moda geçecek.

Eğer illa da akla ve bilime uygun bir “kader” tanımlanacaksa bu işlenebilir bir metafizik, işlenebilir bir kader olarak doğanın çizdiği sınırlar içindeki kader sayılabilir.

İnsanınkisi kader değil Tanrıya veya aptallığına dair bulunuyor. Yani ya tasarım psişiği ya etik politik iradi bir durum.

Burada “tanrısal tasarım” meselesi biraz açılırsa bu da insanın yer değiştirmecilerine, yön değiştirmecilerine dair sayılabilir. Tanrıya gönderim, genel bir belirlenmişlikten değil de daha çok kendi sorumluluklarını başkasına atma arayışından, dahası tembelliğinden ve korkaklığından kaynaklanmaktadır. Sorunla ve sorumluluklarıyla yüzleşmektense Tanrısal tasarıma (tanrısal kadere)  ve esirgeleyiciliğine bağlamak işin en kolayını oluşturmakta, ama bundan dolayı da düştüğü çukurdan çıkamamaktadır.

Aynı durum kolayca “doğadan” saymakta da geçerlidir. Oysa insan sadece doğaya uymamakta, bilinçli olarak belli uyarlama, en azından kendi yapı ve sistemlerini sağlamlaştırma yetisine de sahip bulunmaktadır.

Sadece Tanrı veya doğa değil “lider” (reis, otorite) arayışı da büyük oranda aynı kolaycılıkla ilişkilidir.

Bir yerlerden prenses veya prens gelecek de bütün yaşamımızı düzgün mutlu kılacak veya birinin lambasından bir cin çıkacak da ne istersek yerine getirecek, bunlar ancak masallarda oluyor.

Komplo teorileri de realiteden kopmuşsa bütün kötülükleri şeytanlara bağlama eğilimine, böyle bir kolaycılığa delalet ediyor.

Tüm bu irrasyonalitelere bakmak da ancak realiteye veya belli bir rasyonaliteye yaklaştırabilirse bizi, bir anlamı olur. Aristoteles’te de İbn Sina’da da, Marx’da, Freud’da da sofistikten, safsatadan, nevrozlardan, propagandadan anlamak onlara karşı önlem almak için çok önemlidir.

Daha iyi niyetli olarak “ölümsüzlük” arayışı, daha kompleksli olarak “iktidar” arayışı olmadık psişik ve akli savrulmaları da barındırıyor gibi. Bunları, hesaplanmış irrasyonaliteleri de bilerek gerçeklik bilinci ve daha akılcı çözüm arayışlarına yaklaşabiliriz.

 

Hesaplanmış veya İradi İrrasyonalite

Virüs salgınından, böyle hızlı yayılmasından Tanrıyı veya virüsleri sorumlu tutmazsak, geriye kalan insanın yaşadığının büyük oranda kendi kararlarına-politikalarına bağlı olduğu “iradi” bir tanımlama yapmaktır.

Evrensel’deki 20 Mart tarihli köşemde de değinmiştim. Bölüm arkadaşım emekli felsefeci Celal Gürbüz hocamla yaşananların ve olayın rasyonalitesini irdeliyoruz. Gürbüz; “bilinçli irrasyonalite denebilir mi” diyor, “ortada bir irrasyonalite var ama bu irrasyonalite üretilmiş bir irrasyonalite” şeklinde devam ediyor görüşlerine. Benim kanaatim, “bilinçli” denemese de „iradi“ bir irrasyonalite olduğu yönünde.

Hem iradi olacak hem de irrasyonel olacak. O halde rasyonel ve irrasyonel istemlerden söz edebiliriz.

 

Realite veya Rasyonalite Göreceli Değil, Konum Hesaplanabilir

„İrrasyonallik“ yerine görececi bakış her yapılanı perspektife bağlayıp „rasyonel“ sayabiliyor. Ölçüleri „kimin için“ olduğuna, kimin için rasyonel veya irrasyonel olduğuna bağlarsak, ölçüyü olana değil de „bakana“ bağlarsak ne olduğunu kaçırırız.

Ancak “kime göre” durumunda, buna zaten rasyonalite denemez. Rasyonalite tüm akıllar, tüm insanlar için benzer şekilde işlenebilir argümanlara, benzer ölçütlere, ölçülü akıllara, belli bir lojig’e (mantığa) dayanmak durumunda. Göreli rasyonalite veya göreli realite olmaz, bu hem bilginin hem de mantığın tanımına ters olur. Olsa olsa bu tür şeyler “irrasyonalete” olarak sınıflanabilir. Ortada irade varsa, ortada yaşadıklarımız varsa, iradi bir irrasyonalite var demektir.

Korona salgını ile ilgili yaşananlar, bu süreçteki rasyonalite veya irrasyonalite, toplumlara ve eğitime yansımaları evrelendirilebilir. Bu yaşananlardan bazı çıkarım ve öngörülerde bulunulabilir.

 

Evreselleştirme: Korona Salgının Toplumlara ve Eğitime Yansımaları

Afetlerin etkisi belli evrelere ayrılarak etki ve sonuçları daha iyi analiz edilebilir veya öngörülebilir. Korona vakasının vakıaya dönüşmesi ile ilgili evreler ve eğitime yansımaları;

  • Duyum evresi, merak ve heyecan, adrenalin yükselmesi, “benim başıma gelmez” evresi, hatta biraz da garezce bazılarına “oh oldu” evresi; toplumların, politikacıların, okul ve üniversitelerin olaya yerel, egzotik ve ezoterik olarak yaklaşması;
  • “Damdan düşen bilir” misali, yöresel tanımlama evresi, olayın izlenmesi ve olay bölgelerinde palyatif bazı tedbirlere başlanması; vaka görülen okul veya mahallelerin karantinaya alınması; dünyanın geri kalanının kendisini avantajlı hissetmesi, “üstünlük” duygularının okşanması;
  • Vakaların ulusallaşması, giderek ulusal vakıa haline gelmesi; okul, eğitim, üniversite, ulaşım, sağlık, iş, geçim… her alanda ulusal düzeyde etkilerinin hissedilmesi; ulusal düzeyde bilimin ve kanaat kuruluşlarının dikkatlerinin odaklanmaya başlanması; diğer ulusların bir yandan kaygıları artarken diğer yandan bundan nasıl bir avantaj elde edeceklerini hesaplamaya yönelmeleri;
  • Vakaların ulusal sınırları aşıp küreselleşmesi, insanlığın yüz yüze olduğu evrensel bir vakıa haline gelmesi; korku ve kaygıların paniğe dönüşmesi; ortaklaşa yürütülen okul ve eğitim başta olmak üzere hemen tüm toplu etkinliklerin tehdit sayılması;
  • Toplumsal dağılma; insanın insana tehdit sayıldığı yarı realist yarı paranoyak bir evreye geçilmesi; toplumsal çaresizlik hissiyatı içinde bireysel korunma ve kurtuluş arayışı; okul ve eğitimin tümden ihmal edilmesi;
  • Mevcut gelenek, görenek, kurumlar, devlet, bilim, sağduyu ve ortak hareket kabiliyetinin kaybolması, dolayısıyla toplumun lav olması; toplumsal dağılma evresi; okul ve eğitimin tümden yok sayılması;
  • Panik ve paranoyaların işi kötüleştirmesi, kaotik durumu daha da artırması;
  • Çaresizliğin çare arayışını, her umudun peşine takılmayı, dolayısıyla yenilik ve değişiklik arayışını zorlaması;
  • Deneyimlerin biriktirilmesi, paylaşılması, deneyimlerden dersler çıkarılmaya başlanması; etkili önerilerde bulunan kişi veya sistemlerin öne çıkması;
  • Bilimsel ve akılcı temelde sorunla baş etme yollarının öne çıkması, yaygınlaşması, bu çerçevede yeni dayanışma ağlarının ve yeni değerlerin oluşması; okul, eğitim ve bilim kurumlarının merkezi hale gelmesi;
  • Geleneksel liderlik, eski normlar, eski okul ve eski eğitimin oldukça örselenmesi; en azından sağlık sisteminin yeniden yapılanması;
  • Toplam toplumsal oluşumların, devletlerin, yönetsel yapıların, uygarlığın nereye doğru evrileceği… bununla ilgili tek doğrulu bir çıkarım yapılması zor. Bilim ve akıl biraz daha öne geçecek ama insanlık ne olacak, teknik araçsal akla mı teslim olacak; bilimini potansiyelini insan, toplum ve doğa yararına mı seferberlik edecek, o biraz tavır alışlara, ethik-politiğe, etkili olabilecek sınıf ve zümrelerin tutumlarına da bağlı olacaktır.

Belki üzerinde durulması gereken öncelikli hususlardan biri kapitalizmin, kapitalist sistemdeki eğitim ve sağlık sisteminin nereye evrileceği sorusudur, dahası nereye doğru evirebileceğimizdir.

 

Herakleitos, Hareket ve Logos: Diyalektik veya Bazı Sistem ve Eğitimsel Dönüşüm Öngörüleri

Herakleitos hep hareketin, değişimin filozofu görüldü de logosun da filosofu olduğuna çok dikkat edilmiyor. Oysa filozofun diyalektiği hareketin kendisinde değil hareket ile harekette bir mantık, bir lojik arayışında yatıyor.

Hiçbir şey hiçbir halde eskisi gibi olmadı ama eskisinden de tümden kopmadı, büyük oranda onu içinde barındırdı.

Hareket ve logos. En büyük çelişki, hayatın diyalektiği, daha doğrusu hayatla insan aklının, insan bilgisinin ilişkilerindeki çelişki, işte ana diyalektiklerden biri budur.

Hayatın kendi içindeki, aklın kendi içindeki çelişkiler, daha da önemlisi hayatla akıl, hayatla bilgi arasındaki örtüşmesizlikler bitimsiz çelişkiler oluşturuyor.

Korona virüs salgınının insana, toplumlara yansımalarını da ancak dünyadaki eşitsiz ilişkilere, sınıf ve zümrelere dikkat ederek analiz edebiliriz; yani tek ve tümel bir etki değil her sınıf ve zümreye, her coğrafya ve ülkeye farklı etki ve yansımaları olacaktır.

İktidar ilişkileri (küresel sermaye) ile aydınlanma (hümanite, insanlık) arasında yaşanacaktır yine en yaman çelişki.

Bencillik (egosantrik, etnosantrik, zümresantrik, sınıfsantrik, ulussantrik, çıkar milliyetçiliği….) ile çevreci, evrenselci, insancıl öncelikler arasındaki çelişki en yaman çelişkilerden biri olmaya devam edecektir.

Korona virüsü salgını bu çelişkileri azaltabileceği gibi ilk evresinde çok daha artırabilir, azdırabilir de.

Süreç sağlıklı okunursa çözümler ve mücadele de sağlıklı inşa edilebilir.

Eğitime olası etkileri, dikkate alınması gerekenler ve mücadele öngörülerini bu çelişkilerle birlikte düşünmek durumundayız.

 

e-Ticaret ve e-Okul Artış Eğiliminde

ABD merkezli e-ticaret şirketi Amazon, Covid-19 salgını nedeniyle hızla artan online alışveriş taleplerini karşılayabilmek için ABD'de 100 bin yeni personel alacağını duyurdu.

Amazon Küresel Operasyonlar Başkan Yardımcısı Dave Clark'ın, şirketin internet sitesindeki blog üzerinden yaptığı açıklamaya göre, yeni alınan personel depo ve teslimat ağının genişletilmesinde istihdam edilecek.

Clark açıklamasında, "Talepte, personel ihtiyacımızın eşi görülmemiş bir şekilde artacağına işaret eden, belirgin bir artış gözlemliyoruz. Bu kişilerin, işler normale dönene ve önceki işverenleri onları geri alana kadar onları takımlarımızda memnuniyetle karşıladığımızı bilmelerini istiyoruz" dedi.

Temel ve Zorunlu Eğitimde Uzaktan Eğitim: EBA ve TRT

MEB’in resmi sayfasında uygulama ile ilgili açıklamalar yer almaya başladı.

“17 Mart 2020 17:03

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 23 Mart haftası itibariyle hangi saatte, hangi ders, etkinlik veya oyunun ne şekilde nasıl yapılacağına ilişkin planlamalar ve altyapıya ilişkin hazırlıkların tamamlandığını duyurdu. 

Bakan Selçuk, uzaktan eğitime ilişkin içeriklerin hazırlandığı TRT stüdyolarını ziyaret etti. Selçuk, burada yaptığı açıklamada, uzaktan eğitim sürecinin yol haritasının en ince ayrıntısına kadar hazırlandığını belirterek, "23 Mart haftası itibarıyla hangi saatte, hangi ders, etkinlik veya oyunun, ne şekilde, nasıl yapılacağına ilişkin planlamalar ve altyapıya ilişkin hazırlıklarımız tamam. Deneme çalışmalarımız sürüyor." diye konuştu.

 Çalışmalara 100'den fazla öğretmenin gönüllü olarak destek verdiğini, çekimlerin TRT'nin İstanbul'da 5, Ankara'da 3 stüdyosunda yapıldığını dile getiren Selçuk, TRT'ye ve öğretmenlere desteklerinden dolayı teşekkür etti.”

 Hafta sonu itibariyle bazı pilot çalışmaların yapılacağını ifade eden Selçuk, 23 Mart öncesinde sistemin çalışıp çalışmadığının kontrol edileceğini, daha iyi nasıl çalışacağı noktasında da tedbirlerin alınacağını belirtti.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, koronavirüs tedbirleri kapsamında alınan önlemler için sosyal medya hesabından bir açıklama daha yaptı. Selçuk Twitter'dan yaptığı patlaşımda şunları yazdı: “Koronavirüs önlemlerinin mesleki eğitimi aksatmaması için de önlemlerimizi aldık. "Usta öğreticilik" eğitimlerini uzaktan eğitimle yapacağız. Bu adımı mesleki eğitim merkezlerinin güçlendirilmesi noktasında da önemsiyoruz.”

Üniversitelerde Uzaktan Eğitim: "Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi"

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç: 23 Mart itibariyle, uzaktan eğitim kapasitesine sahip olan bütün üniversitelerde uzaktan öğretim sürecine başlanacağını bildirdi. Saraç, “23 Mart Pazartesi uzaktan eğitim kapasitesine sahip olan bütün üniversitelerimizde dijital imkanlar ile uzaktan öğretim süreci başlayacaktır. İçeriğe destek olmak ve bu alanda çeşitliliği artırmak amacıyla TRT tarafından YÖK’e tahsis edilecek kanal üzerinden daha geniş öğrenci kitlesinin aldığı ortak dersler yayınlanacaktır” ifadelerini kullandı. 

 

Uzaktan İnternetten Eğitimin Sonuçları Neler Olur: Okulsuz Toplum

İllich’in eleştirileri farklıydı ama bir şekilde öngörüsüne yaklaşılmış bulunuyor: Okulsuz toplum.

Uzaktan eğitimin sonuçları ile ilgili her şeyi önceden kestirebilmek mümkün değilse de bazı öngörülerde rahatlıkla bulunulabilir.

Mevcudu olumsuz yönde değiştirici sonuçları şu şekilde öngörülebilir:

  • Tüm formal eğitimin belli merkezlerden aktarımı, izlenmesi, kaydedilmesi ve kontrolü artacak
  • Okul tasfiye olacak
  • Öğretmenlik tasfiye olacak
  • Okul öğrenci arkadaşlığı, okul akran grupları tasfiye olacak
  • Okul kantini, servisi, kırtasiyesi, kütüphanesi tasfiye olacak
  • Kamusal eğitim tasfiye olacak, özel sanal sertifikasyon gelişecek
  • Ulusal eğitim tasfiye olacak -Online veya sanal eğitim küresel ölçekli büyük internet-yazılım firmalarına, google türü firmalara geçecek
  • Merkezi hükümetler, dahası NSA gibi küresel ajan kuruluşlar stratejik eğitim siteleri oluşturup tüm dünyadaki eğitimi ve diplomaları kontrol veya manipüle edecek
  • Eleştirel düşünce zayıflayacak
  • Demokratik çoğulcu anlayış zayıflayacak
  • Teknik araçsal akıl öne çıkacak
  • Mahalle ve sokaklar eşraf ve cemaatlere kalacak
  • Sokakta çocuk ve gençlere yönelik dini etkinlikleri artacak
  • Dinlence, eğlence etkinlikleri artacak
  • Mevcut aile ve sokak kültürü değişecek, zenginler için siteleşme artacak, yoksul kesimler için sokaklar daha bir çöküntü alana dönüşecek
  • Mevcut mahalle ve konut tarzları değişecek
  • Üretim tarzları değişecek, esnek çalışma, evden çalışma (home office vb.) artacak, online eğitim bunlara hazırlık oluşturacak
  • Sanal ortamda geçirilen süreler artacak
  • Sanal ortam arkadaşlıkları ve ağları artacak
  • Kadınların (kız çocuklarının) durumu daha ağırlaşacak (ev işleri ve sorumlulukları artacak, gelenek altında kalacak)
  • Ev içi şiddet artacak
  • İnternet ortamında, sanal ortamda farklı reklam ve propagandalara mazur kalma tehdidi artacak
  • Çocuk ve gençlerde obezite artacak

 

Olumlu bazı sonuçları da olabilir. Örneğin

  • Okulun hiyerarşik ve “terbiye” edici kültüründen gençler ve çocuklar özerkleşebilir.
  • Belediyecilik anlayışı değişir. Sosyokültürel etkinlikler, buna yönelik olanaklar sunulması talepleri artabilir.
  • Okul yerine sokak, mahalle etkinlik alanları gelişebilir. Her sokağa veya mahalleye kültür sanat merkezleri ihtiyaçları artabilir.
  • Oyun ve spor alanları artabilir.
  • Sanal ortamın küreselleştirici etkisi evrenselci düşünceleri artırabilir.
  • Sanal ortamın eğitimin, bilgi ve bilim için kullanım alışkanlıkları artabilir.
  • Bölgesel başarı farklılıkları azalabilir.
  • Halk kendi alternatif etkinlik, okul veya altkültür olanaklarını geliştirebilir.

 

Kapitalizm içi ve kapitalizm dışı olası gelişmeler olarak iki öbek altında bazı öngörülerde bulunulabilir.

Kapitalist Sistem İçinde Çözülebilirse Kapitalizm Kârlı Çıkar (Reformlar Olur), Aksi Durum Devrimlere Yol Açar

Bu afet ve felaketlerden olmadık devrimler çıkarma arayışında değilim. Kapitalizm krizleri kâra dönüştürmeyi şimdiye kadar başardı gibi. Korona da bazı sermaye gruplarına avantaj sağlayabilir, ilaç firmaları bunu fırsata çevirebilir ancak kapitalizm afet ve yoksullukla baş edemeyecek olursa, para ve kâr odaklı serbest piyasaların varlığını sürdürme şansı ortadan kalkacaktır.

Her iki durumda da, yani kapitalizm içi veya dışı, eski hal devam etmeyecek, ancak bunun toptan bir sistem değişimi mi olacağını yoksa mevcut kapitalist sistemin yenilenmesine mi yol açacağını krizin derinliği belirleyici olacaktır.

 

Kapitalizm İçinde Eğitimin Alacağı Olası “Kâr”lı Haller

Kapitalizm içi olacakları reform düzeyinde sayabiliriz, bazı yenilenmelerle sistem kârlı çıkarak devam eder. Kapitalizmin, burjuvazinin krizi fırsata çevirme biçimleri şu şekilde öngörülebilir:

1-Kapitalizm İçinde Olası İlk Hal: “Elitizmin”, Elit Paralı Kolejlerin Artışı

Varlıklı ve beyaz yakalı kesimler, virüs salgının da yarattığı kaygı ve arayışla “halk” çocuklarından daha da ayrışmak, kendini ve ailesini daha fazla korumaya almak isteyecek, ilk reaksiyon olarak da çocuklarını daha “beyaz”, daha hijyenik okullara göndermek isteyecektir. Buna yönelik talep patlaması özel elit kolejleşmeyi ve zengin-yoksul arasındaki ayrışmayı daha da artıracaktır.

2-Kapitalizm İçinde Eğitimin Daha Kârlı Bir Sektöre Dönüşmesi: E Diktasyon ve Paralı Sertifikasyon

Açık ortaokul, açık lise, açık yüksekokul, açık fakülteler, ayrıca çeşitli uzaktan eğitim programları, ön lisans, lisans, yüksek lisans veya MBA programları zaten 40 yıldır artışta idi. Giderek de ticari bir konu haline geliyordu. TMMOB mesleki uzmanlık sertifikaları altında ve üniversiteler yaşam boyu öğrenme programları altında paralı sertifika dağıtmaya çoktandır başlamıştı.

Kaldı ki, daha virüs salgını olmadan 2019 MEB Ortaöğretim Reform taslağında sertifikasyondan çok vurgulu bir şekilde söz ediliyordu. Bu taslağa göre öğrenci bazı derslerini okuldan değil de özel kurumlardan sertifika alarak tamamlayabilecekti.

Virüs tam bir fırsat sayılacak gibi.

Özel sektörün, özel firmaların e-sertifkasyonu, özel kurumlardan sertifika alınması sermaye için eğitimin kârlı bir sektöre dönüştürülmesi, özel işletmelerin bu sektörden daha fazla pay alması sonuçlarını doğuracaktır.

Ayrıca bu durum öğrenci ve toplum gözünde okulun işlevini ve değerini zedelenmesine,  sertifika dersleri ile okul derslerinin kıyaslanması da okul derslerinin işlev ve değerinin sakatlanmasına yol açacaktır.

3-Kapitalizm İçinde Okulun, Mekanın Tasfiyesi: Maliyetlerin Azaltılması, Herkesin Potansiyel Müşteri Haline Getirilmesi

Sadece bazı dersler veya ek sertifikalar değil de bu kez okulun tümden ikincil duruma düşeceği, e-eğitimin okulun yerine geçirileceği bir eğilim oluşmuş bulunuyor.

Virüs salgınını; özel sektör, dahası küresel özel firmalar örgün eğitimi özel sektöre dönüştürme, paylarını artırma yönünde bir fırsat olarak görmektedir.

Küresel güçlerin ulusal eğitimleri de kendi kontrollerine almak için bu salgını bir fırsata dönüştürmek için kullanacağına dair emareler artmaktadır. 

Mevcut büyük okul zincirleri küresel ortaklıklara girecek ve fiziki okul mekanı yerine sanal ortamdan hem müşteri potansiyelini hem kârlılığını artırmak isteyecektir.

4-Kapitalizm İçinde Öğretmenliğin Tasfiyesi: Sanal Robot Eğitmenler

Sadece okulun değil bu kadar öğretmen ve teknik personele de artık ihtiyaç kalmayacağından öğretmenlik de tasfiye edilecektir. Böylece öğretmenler üzerinden orta ve alt sınıf değerlerin okul ortamında tartışılması da kontrol edilmiş olacaktır, gerek küresel sermaye gerekse devletin hegemonik güçleri veya yöneticiler için daha homojen bir aktarım ve ideoloji aktarılma şansı doğmuş bulunmaktadır.

Öğretmenlerin yerine gelişmiş internet, robotlar ve sanal zeka geçecektir.

5-Kapitalizm İçinde Öğrencilerin ve Akranlığın Tasfiyesi: İdeolojik Kontrol

En ağır sonuçları büyük olasılıkla öğrenciler ve öğrencilik için olacaktır. Okul tasfiye olunca öğrencilik de, öğrenci akran grupları, öğrenciler arası oluşum ve etkileşimler de tasfiye olacaktır.

Okul arkadaşlığı modern toplumun hemen tüm hayatını kucaklıyordu, en samimi arkadaş grupları, ilerideki çalışma grupları, eşler, aile dostları vb. okul arkadaşlarından oluşuyordu. Üniversiteler aydınlanma ve demokratik hak ve özgürlüklerin en önemli oluşum ve kullanım alanlarını oluşturuyordu.

Mevcut gelişmeler de okul ve üniversite ortamını bir miktar zayıflatmış olsa da virüs salgını çok daha büyük tahribatlar için uygun şartlar oluşturmuş bulunuyor.

Kapitalistler için, tüm gençliği ve nüfusu doğrudan daha fazla etkileyebilecekleri, alternatif oluşumları zayıflatacakları fırsatlar oluşmuş bulunuyor.

6- Kapitalizm İçinde Eğlence Sektörüne ve Cemaatlere Alan Açılması

Okul, öğretmenlik ve öğrenci akran gruplaşmaları azaldığında bunun yerine geçebilecek en güçlü organizasyon kapitalizmle de uyumlu olan kilise ve cami-cemaat çevreleridir. Çocuklar ve gençlik ya eğlence sektörüne ya cemaatlere daha fazla yönelmek zorunda kalacaktır; bunun için uygun zemin oluşmuş olacaktır.

Bu konuda daha zengin bir literatür ABD için bulunmaktadır. Tarikatlar ve liberallerin bir kısmı zaten evde eğitimi savunuyordu.

7-Kapitalizm İçinde Muhalefetin, Eleştirel Düşünce ve Çoğulculuğun Tasfiyesi

Olası tüm bu kapitalizm içi fırsatçılığın sonuçları eleştirel düşüncenin ve çoğulculuğa dayalı bir demokratik anlayışın daha da örselenmesi olacaktır.

Öğretmen alt kültürü, üniversite alt kültürü, öğrenci akran alt kültürü vb. tüm bunların azalması veya tasfiyesi, eğitim sendikalarının tasfiyesi eleştirel kültürün zayıflamasına, çoğulculuğun zayıflamasına yol açacaktır.

8-Uzaktan Eğitimle Yurttaşlık Eğitimi ve Demokratik Altkültür Oluşumu Zedelenecek

Kişi hak ve özgürlükleri, bunun en temel ayağı olan ifade, toplantı ve dernek kurma hak ve özgürlükleri korona virüse karşı alınacak önlemler altında kısmen veya tümden zedelenmiş bulunuyor.

9-Freire: Bankacı Eğitim Artacak, Diyalogcu Eğitim Düşecek

Eleştirel pedagoji açısından korona virüs tedbirlerinin ve uzaktan eğitimin önemli sonuçlarından biri, hiyerarşik-merkezi üst kültür ve üst sınıf değerlerinin, genel olarak egemen veya burjuva ideolojilerinin dayatılması olacaktır. Merkezi sistemler üzerinden egemen dil ve ideoloji tek elden pompalanacak. Freire’nin eleştirdiği bankacı eğitim, didaktik eğitim anlayışı hakim olacaktır.

10-Patent Kısıtları: Kapitalist Biyopolitika Parası Olan İçin Çare Üretiyor

Kapitalizm, adı üzerinde paralı sistemdir, çözümü de parası olan için. Parası olanın talepleriyle üretilmiş yol yöntem ve ilaçlar elbette diğer insanlar için de bir bilgi ve imkan oluşturuyor ama bunu garanti etmiyor.

Hatta patent hakları geride kalan ülkeler ve yoksul halklar için büyük bir girdaba, ağır bir faturaya, ödencek bedelin artmasına, dolayısıyla sömürü şartlarının daha da ağırlaşmasına dönüşüyor.

 

Devrimci, Eleştirel Olasılıklar

Sonuçta kapitalistler ve üst sınıflar kendine ne kadar yontarsa yontsun, krizi fırsata ne kadar çevirmeye çalışırlarsa çalışsınlar, her hangi bir zümre veya sınıfın tüm olayları kendi lehine denetleme şansı da yoktur.

Geniş halk kesimlerinin çaresizliği, orta sınıfların daha da daralması ve yoksullaşması, insanlığın ve doğanın tahribatı ile ilgili kaygı taşıyan kesimlerin duyarlılıkları daha evrensel, daha hümanist, daha ekolojik arayışları da birlikte tetikleme olasılıkları taşımaktadır.

Böyle bir durumda savaş endüstrilerinden, kapitalizmin herkesi tüketen birikimciliğinden daha insan, toplum, doğa yararına eğitim ve bilim arayışlarına doğru bir yöneliş de artış gösterecektir.

Daha geniş bahçeli, daha çok olanağı olan, yoksullara da uygun çevre ve okul olanaklarının sağlandığı, dahası yoksulluğun da aşıldığı, daha sağlıklı beslenme, öğrenme ve yaşama olanaklarına odaklanıldığı bir arayış; aklın, bilimin, ortak bilinç ve dayanışmanın öne çıkarıldığı bir süreç yaşanma ihtimali de az değildir.

Kapitalist reformların mı yoksa daha evrensel çözüm arayışlarının mı öne geçeceği; neyi talep edeceğimize, bizim istemelerimize, bizim iradelerimize de bağlı olarak şekillenecektir.

 

Sanallık: Akranlığı, Realiteyi, Mekânı, Tarihselliği, Toplumsallığı, Yaşantıyı, Yaşamı Ortadan Kaldırmak

Bu mücadelede ilk ayağı sanal-uzaktan diktasyon oluşturacağa benziyor. Hemen MEB ve YÖK, sadece Türkiye değil tüm Dünyada e-eğitim veya online eğitim bir seçenek olarak sunulmuş bulunuyor.

Geçici olarak bu tür uygulamalardan yararlanılabilir ama bunların kalıcılaştırılması çok yanlış olacaktır.

Sanallık; hele de çok erken yaşlardaki, ilkokul yaşlarında, ortaokul yaşlarında, hemen tüm yaşlarda sanallık; bioseksüel gelişimi, psikososyal gelişimi, bilişsel gelişimi, eleştirel düşünmeyi, insan olmayı, birlikte yaşamayı, etiği-ahlakı, realiteyi, mekanı, tarihselliği-kültürü… daha burada henüz saymamız ve tümden öngörmemiz mümkün olmayan daha pek çok olası etki ve sonucu içermektedir.

Birinci mücadele sanallığın örgün eğitimin yerine geçirilmesine, bunun metalaştırılması, ticarileştirilmesi ve piyasalaştırılmasına karşı olmalıdır.

 

Bu İrrasyonaliteye Rasyonel Çözüm Var: E İçin Harcanacak Enerji Yerine Koronadan Temizlenmiş Okullarda İnsanla Toplumla Diyalogcu Eğitim

E-diktasyon hesaplanmış bir irrasyonaliteyi işaret etmektedir. Online veya e-Eğitim, uzaktan eğitim türü uygulamalar normal eğitimin yerini tutmaz ve onun yerine geçemez, ancak farklı ve yardımcı yollar olarak yararlanılabilir.

E eğitim için uğraşmak yerine korona virüsten uzak sağlıklı okul ve sokaklar yaratmak bizim elimizde.

Birlikte nasıl yaşayacağımızı ve birlikte diyaloga dayalı eleştirel bir eğitimi nasıl sağlayacağımızı düşünmek, birlikte yaşamayı, dolayısıyla birlikte eğitimi sürdürmek durumundayız. Bu hem çoğulculuk hem de eleştirel bir eğitim demektir. Diyalogun sürdürülmesi demektir. İnsan ve toplum olmak demektir.

 

Uzaktan Eğitim, Uzaktan Doğa, Uzaktan Yaşamak Olmaz

İnsanın bir araya gelmeden insan, kültür ve toplum olma şansı yoktur. Sevgi saygı bizzat yaşantıdır, öğrenme ve eğitim bizzat yaşantıdır, ahlak bir diğeri ile birliktelik, birlikte yaşamaktır, yaşatmaktır.

Çocukların ve gençlerin okul ve üniversitelere, realiteye, insana, topluma, doğaya ihtiyacı var. Bunları sağlamak e-diktasyondan çok daha kolay ve çok daha gerçekçi ve rasyonel.

Yaşamdan kopma değil bizzat yaşama, bizzat yaşayarak öğrenme, bizzat idrak ve düşünme, insan ve toplum olmanın da örgün eğitimin de temel nosyonudur.

 

Biyopolitika Şart: İnsan Biyo-fizyo-psiko-sosyal-etik-politik Bir Varlıktır

Foucault biyopolitikayı iktidarın önemli araçlarından biri olarak görmektedir. Bu kritik olarak doğrudur ama olanakların insanlık dışı kullanımı ile ilgilidir.

İnsan biyo-fizyo-psiko-sosyal bir varlık olarak aynı zamanda etik, dolayısıyla politik bir varlıktır. İnsanı yakın türlerinden ayıran en önemli özelliği “etik politik” oluşudur, sadece uyarlanmayıp aynı zamanda şartları uyarlayan bir varlık olmasıdır. Elbette biyofizyolojik yanlarımız da politikanın, beslenme, bakım, eğitim ve sağlığın konusu olacaktır. Elbette nüfus politikaları da olacaktır.

Buradaki etik ilke bunun niçin ve nasıl yapıldığıdır. Gerek ereği gerekse yapılış tarzı yaşamdan yana, yaşamı artırıcı yani “yaşatma” üzerine kuruluysa bunda etik anlamda bir sıkıntı yoktur, aksine böyle bir politika gütmemek sorunlu olacaktır.

Korona virüsü ile mücadele etmemek sorunlu olacaktır.

Korona virüsü ile mücadele ederken doğal yaşamı, virüsleri de dikkate almak, onları da yok etmemek gerekecektir.

Hepsinin ve her birinin daha fazla yaşayacağı yol yöntemleri desteklemek uygun olacaktır.

 

“Halkçılıktan” Öte Yaşamdan Yana Etik ve Biyopolitika: Yaşatma Etiği ve Eğitimi

“Halkçılık”ı önemsemediğimden değil ama ana fenomen halkçılık değil, ana fenomen insan ve toplumdur; daha geniş anlamda onları da kapsayan yaşam ve doğadır.


Yorumlar - Yorum Yaz