eleştirel pedagoji

Journal of Critical Pedagogy
  • https://www.facebook.com/elestirelpedagojidergisi
  • https://www.twitter.com/elestirelpedagoji

65 Yaşar Çelik

Yaşar ÇELİK*

Özgürleşim Olanağı Olarak Boş Zaman ve Boş Zaman Eğitimi

Boş zaman, felsefenin annesidir.

 Thomas Hobbes

İnsanın varoluşu kadar eski olan “boş zaman” kavramı, tarihin farklı dönemlerinde farklı anlamlar ifade etmiş olup, bu anlam farklılığı o zamanın tarihsel koşullarından etkilenmiştir. Yapılan boş zaman tanımlamalarında; “özgürlük” kavramının uzun süreden beri bu tanımlamaların temel taşı sayılması, Kelly (1996)’nin, “boş zamanın tanım gereği özgürlüğü en üst düzeye çıkaran bir yaşam alanı” olduğunu vurgulaması, bazı modern boş zaman teorisyenleri tarafından herhangi bir zorlanmanın olmaması ve tam bir özgürlük duygusunun gerçek bir boş zaman deneyimi için ihtiyaç duyulan şey olduğunu dile getirmeleri; diğer bir ifade ile boş zaman ve özgürlük arasındaki bu ayrılmaz bağ, çalışmanın çıkış noktası olmuştur.  Diğer bir nokta; zihin hali olarak, boş zaman, seçimin veya seçme özgürlüğünün algısı olması bu özgürlüğe eşlik eden, boş zamanın birey ve / veya toplum için olumlu veya faydalı olduğu düşüncesi üzerinde durulmuştur. Bu nedenle bireyin; eleştirel ve dönüştürücü eğitim yoluyla gerçekleştirilebilen tarihsel öznenin durumunu kendi günlük yaşamlarına dahil etmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu çerçevede boş zaman ve özgürlük kavramlarına yaklaşırken; gerçek özgürlük mü yoksa algılanan özgürlük mü, bu özgürlüğün toplum tarafından sunulması gerektiği mi aksi takdirde bireyin kendi iradesi ile ulaşabileceği mi tartışmalarına ve bireyin özgürleşme alanı olarak boş zamanı etkileyen dışsal-içsel faktörlerin etkilerine girilmeden genel bir önem algısına değinilmiştir.

Son olarak; boş zaman eğitimi, insanların yaşam kalitesini artırmak için önemli bir süreç olarak kabul edilmektedir. Boş zaman için eğitim, günümüz modern toplumunda önemli bir süreç haline geldi. Boş zaman eğitiminin büyük savunuculuğunu destekleme, boş zamanın insani gelişimle güçlü bir şekilde ilişkili olan temel bir insan hakkı olduğu fikridir. Sivan’nın ifade ettiği gibi; eğer bireyler boş zaman ve boş zaman değerlendirme hakkına sahipse, insani gelişime katkıda bulunuyorlarsa bireylerin ve toplumların boş zaman için eğitim alması önemlidir. Bu bağlamda, boş zaman eğitim sürecini incelemeye ve boş zaman eğitiminin bireyin gelişiminde sahip olduğu öneme değinilecektir.

Boş Zaman Kavramının Tarihsel Süreci:

            Boş zaman kavramsal olarak anlamsal çeşitliliğe sahiptir. Boş zamanın doğası üzerine çeşitli bakış açıları, insanların boş zamanları nasıl düşündüklerini ve nasıl yaşadıklarını şekillendiriyor. Bu algısal durumdan dolayı tarihsel süreçte nasıl evrildiğine kısaca değinmekte yarar vardır. Boş zaman, antik Yunanistan'daki "iyi yaşam" ile ilişkilendirildi. Eski Yunanlıların bir ideali olarak, eğlence her şeyde mükemmelliğin gerçekleşmesi için bir fırsattı. Eski Yunan toplumunda eğlence, dünyanın en üstün değerlerinin tefekkürü olarak tanımlandı: gerçek, iyilik, güzellik ve bilgi. Plato, boş zamanın kendisini gerçeği keşfetme faaliyetine adayan herkes için gerekli bir koşul olduğunu savundu.

Romalılar; Yunan'ın boş zaman algısından uzaklaştılar, “Otium'u (hem toplumsal hem de içsel barış anlamına gelen boş zaman)” işe geri dönmek için dinlenme zamanı, yeniden güçlenmek ve iyileşmek için bir zaman olarak görüyorlardı.

Orta Çağ'da; eğlence sadece dinlenmek ve yeniden dinlenme zamanı değil, aynı zamanda yüksek sosyal tabakalar arasında bir sosyal sergi ile karakterize edildi. Yunan görüşünün aksine, boş zaman işten uzak durmak ve katılacakları etkinliği seçme özgürlüğü idi. Orta Çağın sonlarında boş zamanlar daha çok gösteriş, lüks ve zevk ile ilişkilendirilmeye başlandı.

Batı Avrupa da Prüten dönemde; puritan iş ahlakı, Luther'in iş ve aile sorumluluğunun Tanrı'ya hizmet gerektiren temel inançları üzerine inşa edilmiş olması gerektiği yönündeydi. Prütenler boş zamanı; tembellik ve oyalanmak olarak görüyorlardı.  Bu görüş, işe yaramazlığı günah olarak gören dini bir değer verdi. Bu dönemde boş zaman ile ilgili yapılan bu yorum, sanayi toplumun bir parçası haline gelmeye başladı ve hala günümüzde de algıları etkilemeye devam etmektedir.

Sanayi Devrimi'nin Batı'da ortaya çıkışı, çalışma süresinde bir artışa neden oldu. Asıl amaç üretimi artırmaktı. İşçinin artan sömürüsü, daha az çalışma saati ve daha fazla ücret gerektiren bir emek hareketine yol açtı. Bu toplumsal dönüşüm Thompson’a göre, insanların toplu ve önceden belirlenmiş periyodik bir düzende çalışması günün geri kalan zamanını da işlerine göre düzenlemelerini kaçınılmaz kılmıştır. Bu bağlamda bireylerin kendi dinlence zamanlarını özgürce planlama olanağı vermiştir ve kendi özgürlüklerini yaratma olanağına kavuşmuştur. Diğer bir ifade ile bireyin özgürce kendi iradesi ile kendi kişisel ilgi alanlarına yöneldiği, zorunluluk baskı olmadan özgür istenci ile etkinliklerde bulunabildiği anlamı ifade etmeye başlamıştır.

Boş zaman kavramının tarihsel süreç için geçirdiği anlamsal farklılık; sanayi sonrası toplumda- modern dönemde farklı şekilde evrilmeye başlamış bir meta ve tüketim malzemesi olmaya başlamıştır. Boş zamandaki tarihsel özgürlük duygusu, boş zaman genellikle kişisel gelişim, düşünüş ve sosyal kullanım için bir zaman değilde, tüketme özgürlüğüne dönüştü. Bu nedenle kendini gerçekleştirme, sosyalleşme ve özgürleşmeye odaklanması gereken boş zaman; tüketimin bir yansıması oldu. Boş zamanı doğasından koparıp kendi ideolojisinin nesnesi haline getiren kapitalist sisteme sert eleştiriler getiren yaklaşımlar; boş zamanın örgürleştirici doğasından koparılmaması gerektiği, insanın özgürleştirici bir edinimi olarak boş zamanın değeri üzerinde durmuşlardır. Bu bağlamda Marx (1997:27)’a göre, “zaman insan gelişiminin alanıdır. Boş zaman olmayan kişi, tüm yaşamı uyku, yemek ve benzeri şeylerin getirdiği fiziksel kesintiler dışında kapitalist için çalışmakla geçen kişi yük hayvanından bile aşağıdadır. Kendi dışına yönelik zenginlik üreten bir makinedir.” Zamanı insan gelişiminin alanı olarak gören Marx’ı destekler nitelikte zamanın önemini vurgulayan Elias(2000); “insanın 24 saatinin işe yarar bir zaman matrisine bölünmesi, üretim düzeyi gittikçe artan ve sırf üç kuruş daha fazla kazanmak uğruna artık vazgeçilmesi gerekmeyen boş zamanın çoğaldığı toplumlarda işleyebilmesi için vazgeçilmez bir koşuldur”, diye ifade ederek zamanın ve boş zamanın insan hayatındaki önemini vurgulamıştır. Ayrıca Lafargue’nin(1999:13); 1883 yılında Sainte-Pelagie Tutukevinde yazdığı “Tembellik Hakkı – Yıkıcı Bir Doğma” adlı kitabında, çalışmanın kutsanmasına karşı tembelliği ve boş zamanın önemini Yunan şairi Antiparos’tan alıntı yaparak şu şekilde ifade etmiştir:

       Cicero döneminin Yunan şairi Antiparos, su değirmeninin (tane öğüten) bulunmasını, tutsak kadınları özgürlüğe kavuşturacak ve altın çağı geri getirecek diye şöyle kutluyordu:  "Siz ey değirmende çalışan kadınlar! Değirmen taşını döndüren kolu bırakın, rahat rahat uyuyun! Horoz, varsın günün ışıdığını boş yere haber versin size! Dao, kölelerin işini perilere yükledi. İşte, onlar şimdi güle oynaya çarkın üstünde sıçrayıp duruyorlar. Ve işte sallanan dingil ışıltılarla dönüyor, ağır taşı çevire çevire. Babalarımızın yaşamını sürdürelim. Tanrıçanın bize verdiği boş zamanın tadını çıkaralım.

 

 

Boş Zaman: Bireyin Özgürleşimi ve Özgür İstencin Oluşumu

Arbeit macht frei; "çalışmak özgürlük getirir", "çalışmak özgür kılar", "çalışmak insanı özgürleştirir"(wikipedia.org,Erişim T.:17 Haziran 2020) anlamlarına gelen bir Almanca deyiştir. Slogan, birçok Nazi toplama kampının girişinde yer almasıyla ün kazanmıştır. 1933 yılında Naziler iktidara geldikleri zaman onlarca Nazi toplama kampının kapısına yazdırıldı. Naziler, bu sloganla tüm dünyaya, kampa getirdikleri insanların çalıştıkça özgürleştikleri yalanını yaymaya çalışıyorlardı. Aslında bu kapitalizmin çalışmayı kutsallaştırarak kendini var eden süregelen sloganıydı. Kapitalizmin bu kutsallaştırmasına karşı, Lafargue(1999:7); “kapitalist toplumda çalışma, her türlü düşünsel yozlaşmanın her türlü örgensel bozukluğun nedeni”, olarak görmüştür. Bu yozlaşmaya karşı tembelliğin boş zamanın önemini vurgulamıştır. Tembelliği, kendilerine bir hak olarak gören soyluların, erkeklerin değil; aynı zamanda kölelerin kadınların da hakkı olduğunu savunuyordu. Kadınları özgürleştirmek için yeterli boş zamana sahip olmaları gerektiğini ifade eden Kropotkin (1997:59);

Kadınları özgürleştirmek yalnızca üniversitelerin, mahkemelerin ya da parlamentonun kapılarını onlara açmakla olmaz, çünkü “özgürleşmiş” kadın ev işi zahmetini hep başka kadınların üzerine atacaktır. Kadınları özgürleştirmek onları mutfak ve çamaşırhanenin gaddarca zahmetlerinden kurtarmaktır; ailenizi öyle bir biçimde düzenlemektir ki, kadının, eğer buna niyeti varsa, çocuklarını yetiştirirken, yine bir yandan da toplumsal yaşamdan payını alacak kadar boş zamanı olsun.

Benzer bir görüşe sahip olan Blackshaw; boş zamanların genişlemesi, toplumun likid aşamasına taşınmasıyla zevk mutluluk ve özgürlük arayışını özgürleştiğidir, ifadesini vurgulamaktadır. Boş zamana özgürleşme bağlamında yaklaşan bir diğer düşünür Marx, boş zamanı özgürleşmenin bir yolu olarak görür. Ona göre, bireysel özgürleşimin,  zamanın bireyin kendi varoluşu üzerinde düşünmesini sağlayıcı bir yüklemle içeriklendirilmesine bağlıdır.

Boş zaman özgürce yapılan ve kendi kendini geliştirmeye katkıda bulunan bireysel bir faaliyet olduğu gibi toplumsal bir faaliyet de içerir. Bu bağlamda Adorno’nun boş zamanın ne işe yaraması gerektiği üzerine oldukça tutkulu bir görüşü vardır: Boş zaman rahatlamak aklımızı boşaltmak için değildi, aksine boş vakit daha iyi niteliğin peşine düşmek için kendimizi geliştirmek ve ilerlemek ve toplumu değiştirmek için başlıca imkânımızdı. Boş zaman, ilişkilerimizi daha berrak bir şekilde anlamamıza yardım edecek filmleri izleme ya da siyaset hakkında yeni anlayışlar sunacak kitaplar okuma ya da kendimizde ve kolektif yaşamımızda reformlar yapmamız konusunda bizi cesaretlendiren müzikler dinleme vakitleriydi. Adorno ayrıca; bu özgürleşme ve kendini gerçekleştirme sürecinin, modern dünyada bireyin ve toplumun elinden alınarak, her yerde olan ve oldukça kötü niyetli eğlence makinesinin “Kültür Endüstrisi’nin” elinde olduğunu söyler. Modern filmler, televizyon, radyo, dergiler ve günümüzde sosyal medya Adorno’nun gözünde adeta bizi her daim dikkatimizi dağınık tutmak, kendimizi anlamamıza engel olmak ve siyasi gerçekliği anlama konusunda isteksiz tutmak için tasarlanmıştır. Buna karşın Adorno, birey olmanın topluluk olmanın zevklerine ve açık bir şekilde gösterilen insani sevgiye gözlerimizi kapatmaya çalışan bu kötü niyetli canavarın “gerçek” algımızı değiştirdiğini ifade ediyordu. Bu nedenle, boş zaman sadece dinlenme ve aktivite açısından düşünmemek gerekir. Hayatımızın en derin soruları yani hayatımızın anlamını da sorguladığımız bir alan olduğunu unutmamak gerektiğinin bilinicinde olmalıyız. Bu bağlamda boş zaman; özgürlüğü ve özgürlüğün unsurlarını içerir, ancak bunları birbirine eş olarak görmek büyük bir yanılgı olur. Bu canavarın (kötü niyetli eğlence makinesi), kötü niyetlerinin düşünümselliğinin farkındalığına ulaştığımızda ve ciddiye aldığımızda boş zaman, özgürlük demektir. Bireyin kendini tanıdığı ve gerçekleştirdiği bir alan olmasından dolayı boş zaman, sosyal psikolojinin de alanına girmektedir.

Boş zamanın sosyal psikolojide, özgür bir birey olmanın temel taşlarından olan benlik, benlik saygısı ve benlik algısının gelişiminde büyük bir öneme sahiptir. Green ve Jones (2006); özellikle ciddi boş zaman aktivitelerine katılım yoluyla kişinin benlik algısı ve kavramı, kendini ifade etmesi, kendini gerçekleştirme duygusu, başarma ve başaracağına inanma hissi, sosyal etkileşim becerileri ve benlik saygısı artmaktadır. Boş zaman aktiviteleri aracılığıyla kişiler diğer bireylerle bir araya gelir ve sosyal etkileşimleri sayesinde bir gruba dâhil olma, çevrede bir yere sahip olma, grup içindeki üyeliği hisleri ile benlik saygılarını ve öz değerini yükseltirler (Akt.; Süleyman Munusturlar,2014:16). Tiggeman(2001), insanların boş zamanın değerlendirme şekli ya da zamanlarını geçirmek için seçtikleri aktiviteler ile benlik saygısı arasında önemli bir bağ vardır. İnsanlar genellikle kendi sınır ve yeterliliklerine göre boş zamanlarını nasıl değerlendireceklerine karar verir ya da boş zamanlarını değerlendirirken kendilerinin farklı yönlerini keşfedebilirler. Boş zaman aktiviteleri kişilere yaşamlarının içeriği ve şekli konusunda çok somut dönütler sağlar (Akt.; Süleyman Munusturlar,2014:15).

 

 

Boş Zaman Eğitimi: Hayata Entegre Bir Bakış

Boş zaman eğitimi terimi, iki önemli kelimeyi temsil eden iki farklı anlamdan oluşur. Yaşam alanları, yani boş zaman ve eğitim. Bir araya getirildiğinde, basit bir birleşimin ötesinde anlamlarını yitirirler. Hem eğitim hem de boş zaman genel olarak tanımlanmıştır. Böylece, örneğin, eğitim yaşam boyu olarak tanımlanmıştır, açık uçlu, rastgele, her şeyi kapsayan, büyüme odaklı, kendi kendini yöneten ve hatta yaşamın kendisidir (Ellis, Cogan ve Howey, 1991). Boş zaman eğitimi; bireye vizyon ve kendini gerçekleştirme fırsatı verir. Boş zaman eğitimi aktiviteleri, kişiye daha bütünsel bir dünya görüşü daha dolu bir benlik hissine yol açabilecek imkanlar sunar. Boş zaman eğitiminin bu potansiyeli, dinamik bir süreç, bir faaliyet, bir zihin durumundan daha fazlası olarak yorumlamak gerekir. Boş zaman kendisi de yüksek bir faaliyet olduğu gibi ruhun rasyonel ilkeye sahip olan kısmının faaliyetidir, aynı zamanda “özgürlük” üzerine kurulu bir faaliyettir. Miller ve Robinson (1963:269)’a göre boş zaman eğitimi, bireyin kendisini yaratıcı olarak ifade edeceği, etken ve kişiliğini geliştirici boş zaman değerlendirme eylemi için fikir edinmesine yardımcı bir eğitimdir. Kültürün aktarılması ve geliştirilmesi açısından en az eğitim kadar boş zamanın değerlendirilmesinin payı da büyüktür (Akt. : Mahmut Tezcan, 1976:404). Diğer ifade ile boş zaman eğitiminin bireysel faydaları olduğu kadar toplumsal faydaları da vardır. Beraberlik, grupların oluşması, kültürel yaşama katılım gibi sonuçlar sağlıklı bir toplumun oluşumuna katkı sağlar. Kısacası boş zaman eğitimi, kişinin hayatına entegre olmuş; kişinin tüm yaşam alanı (aile-okul-toplum), öğrenme ve deneyimi ile ilgilenir.

AAPAR, (2011: 8), boş zaman eğitimi ile ilgili iki temel yaklaşımdan bahsediyor.       

  Bunlar (a) eğitimin konusu olarak boş zaman ve (b) eğitimin içeriği olarak boş zaman. Eğitimin konusu olarak boş zaman, oyun, rekreasyon, sanat, spor branşları, festivaller, kutlamalar, seyahat, turizm gibi daha birçok varyasyonu içinde barındıran boş zaman aktiviteleri aracılığıyla boş zaman için ya da boş zamanla ilgili eğitimi içermektedir. Eğitimin içeriği olarak boş zaman ise, boş zaman aracılığıyla eğitimi içerir ve sınıflar, oyun alanları, okul sonrası programları, yaz kampları ve toplumsal eğitim programları gibi formal ve informal öğrenme ortamlarını ve düzenlerini içermektedir(Akt.; Süleyman Munusturlar,2014:4).

Yukarıda değinildiği gibi boş zaman, eğitimin ayrılmaz parçasıdır. Okullar; boş zaman eğitiminde en büyük rollerden birini üstlenir. Boş zaman eğitimi; bir okul günü içinde bireye, zihinsel ve ruhsal bir rahatlama için katkı sağlar. Ancak okulların öğrenciler üzerindeki baskısı ve okul stresi bilinen bir gerçektir. Okullar bu durumu azaltmak ve yok etmek için, boş zaman eğitiminin önemi üzerinde durmaları ve bunu tüm paydaşlarla paylaşması gerekmektedir. Bu bağlamda; sağlıklı, eleştirel ve özgür bir bilincin gelişimine büyük katkı sağlar. Okullar, bireylere bu olanağı sağlaması için, okul yönetimi ve personeli ile paydaşlarla-ailelerle birlikte boş zamanları planlamalı organize etmelidir. Planlama; kavramsal olarak müfredat ile ilgili olmalı, diğer yandan müfredatın dışında okul dışındaki yaşamla da ilgili olmalıdır. Diğer bir ifade ile; boş zaman eğitimi, okulların ve hayatın tamamen entegre bir parçası olarak görülmelidir.

           

Bir Araç Olarak Boş Zaman: Eleştirel, Sorun Çözmeye Dayalı ve Dönüştürücü Eğitim İçin

Kapitalist sistem çerçevesinde küreselleşen dünya, felaket boyutlarında akut insan krizi belirtileri göstermiştir: çevre ülkelerde ortaya çıkan aşırı sorunlar (işsizlik, açlık, hastalık, sosyal eşitsizlikler, eğitim, aşırı kötü barınma koşulları, her türlü şiddet, uyuşturucu bağımlılığı vb.) ciddi ekolojik çökme riski olan çevresel bozulmalara neden oluyor. Buna karşılık, teknoloji sofistike seviyelere doğru ilerliyor, zenginler zenginleşiyor ve yaygın tüketim, endişe verici bir durum yaratıyor (Grangeiro, 2009).

Her ne kadar eğitimci Paulo Freire tarafından bırakılan önemli miras, 21. yüzyıl için yeniden okuma ve yeniden yorumlama gerektirse de, düşüncelerinin çoğu, problem çözme, eleştirel ve durumu dönüştürebilme amaçlı boş zaman eğitimine rehberlik etmek için anahtar parametreler olmaya devam ediyor. Gomes (2010), bu yüzden boş zamanın; devrimci deneyimleri seferber etmek için tek önemli araç olamayacağı, ancak sosyal ve kültürel dönüşüme bağlı bir eğitime katkıda bulunabileceğini: müzik, şiir, dans vb. yoluyla toplumu daha insancıl ve sürdürülebilir kılabileceğini, ifade etmiştir.

 Yaşamımızdaki çoğu uygulamalar, Freire’nin de ifade ettiği gibi; tüm sosyal ve eğitimsel uygulamaların, insanları motive eden ve bizi her yöne yönlendiren enerji olan, insan ve dünya kavramlarını içerir. Bu nedenle, eylemi dönüştürmek amacıyla insan eylemini belirleyen, eleştirel bir gerçeklik algısına sahip olmanın önemini vurgulayan inançlar ve değerler yazarın etkilerine dikkat çeker. Yazar, bir başlangıç noktası olarak, insanların kendileri ve bağlamları hakkında analizlerini ve eleştirel anlayışlarını düşünmede, yaratmada, eylemlerimizde - kısacası, değerlerimizde “dünyada ve dünyada var olan” olarak ifade etmiştir.

Buna ek olarak, yazar yansıtma olmadan dahil ettiğimiz parçalanmaları sorgulamamız gerektiğini vurguluyor, çünkü hepsi onlarla örtük bir hiyerarşik ilişki getiriyor. Örneğin, akıl / beden, akıl / duygu, erkek / kadın, beyaz / siyah, yazılı / sözlü, kuzey / güney, batı / doğu ve iş / eğlence ilişkileri otomatik olarak birinci kavrama ait ayrıcalık ve üstünlük durumunu ikincinin pahasına rağmen buluyor.

Hepimizin; yalnızca problem çözme, eleştirel ve dönüştürücü eğitim yoluyla gerçekleştirilebilen tarihsel öznenin durumunu kendi günlük yaşamlarımıza dahil etmesi gerekiyor. Bu değerler dizisi değişimi uzun zaman önce tanımlandı ve zaten söylem seviyesine geniş ölçüde dahil edildi, ancak günlük eğitim uygulamalarımızda somut eylemler alanına ulaşması gerekiyor. Elizalde (2010) tarafından vurgulandığı gibi, boş zamanın bu sürece katkıda bulunacağı çok şey vardır, bu nedenle önemli bir eğitim aracı olarak görülebilir.

Dolayısıyla kendimizi hiyerarşi yerine karşılıklılık ilişkilerine bağlı boş zaman uygulamaları yaratmaya adamalıyız. Genel olarak, eğitim, tek yönlü bir ilişkiden kavramlar, değerler ve tutumlar oluşturma, tek boyutlu ve tek odaklı prosedürler ve lineer hiyerarşiler tarafından anlaşılır. Bu süreçte sürekli olarak cinsiyet, sınıf, etnik köken, nesil ve diğer birçok farklılık üretilir. Bu farklılıkları anlamak doğal değildir, ancak yeniden tanımlamaya tabi oldukları için çok önemlidir (Freire and Faundez, 1985).

Freire (1997), bizi etik konular olarak rolümüzü dahil ettiğimiz andan itibaren tarihsel, dönüştürücü konular olarak arama, karar, bozulma ve seçenek konuları olarak konumumuzu almaya davet ediyor. Yazarın belirttiği gibi etik; ırk, sınıf ve cinsiyet ayrımcılığına tabidir. Yansıtıcı eğitim uygulamasından ayrılamaz olan bu etik için savaşmalıyız. Bunun için savaşmanın en iyi yolu onu yaşamak ve günlük eğitimlerimizde topraklamaktır. “Pratik yapın, tanık olun, günlük ilişkilerinizde yaşayın.”

            Boş zaman alanına hak kazanmaya çalışan profesyoneller, öğrenme durumlarının organizasyonunda anahtar bir unsurdur ve bu nedenle; sosyal eğitimin bir aracı olarak boş zamanın gelişimine kendini adamışlardır. Ne de olsa, boş zaman, toplum ve grupları, zamansal / mekânsal olarak örgütsel biçimleri, sosyalleşme ve çatışmaları üzerinde düşünebileceğimiz bir alandır. Birden çok anlamı desteklemek, gerçekliğimizi açan olasılıklar bilgisine bir giriş kapısı sağlayabilir (Magnani, 2000).

Bu nedenle, insanın ihtiyacı ve kültürün eğlenceli deneyimlerine dayanan bir kültür boyutu olarak, boş zaman; eleştirel ve dönüştürücü probleme dayalı eğitim için önemli bir araç olabilir. Boş zamanlarda eleştirel bir özgürlük teorisi, boş zamanın meydana geldiği ufku keşfederek boş zamanın özgürleştirici potansiyelinin deformasyonunu ele alır. 

Habermas'ın rasyonalite tiplerini ve boş zamanların kamusal alanda tutulmasını analiz etmesi, çağdaş boş zamanların azalan özgürleştirici potansiyelini incelemek için bir çerçeve sağlarken, yakın zamandaki demokratik teorinin gözden geçirilmesi, demokrasinin restorasyonu için boş zamanları özgürleştirmenin gerekliliğini göstermektedir.

Sonuç ve Öneriler

Boş zaman evrenseldir. Sıradan koşullar altında, herkes başka bir adla bilse bile, bir kısmını deneyimliyor. Dünyanın bazı bölgelerinde adı yoktur, sadece insanların geçimlerini istemedikleri (çalışmadıkları) sürece meşgul oldukları kabul edilebilir bir artık faaliyettir.  Hem Aristoteles  hem de Platon , ciddi boş zaman olarak nitelendirilebileceklerin erdemlerini tartıştılar. Gerçekten de, boş zamanın insanlık tarihi kadar eski olduğu açıktır. Evrenselliğine rağmen, dünyadaki birçok insan, onunla uğraşırken bile boş zamanları tanımakta zorluk çekiyor. Sorun, kısmen, dilbilimseldir, çünkü boş zaman ve özgür olmayan şey için makul derecede kesin terimler bulmak zordur. Ancak sorunun bir kısmı boş zamanın kendisini tanımlamaktır. Boş zamanın doğası hakkındaki perspektifler modern bilimsel dönemden günümüze değişmiştir. Değişim bağımsız değildir, ancak teorik paradigmalardaki değişimleri ve diğer disiplinlerden, özellikle sosyal psikolojiden değişimleri yansıtır.

Boş zaman hem varoluşu hem de sosyal çevreyi kapsar. Sayısız formları, yerel ayarları, sosyal ortamları ve sonuçları vardır. Boş zamanlar ne sosyal rollerden ayrılır ne de onlar tarafından tamamen belirlenir. Boş zaman, toplumsal gelişmenin, bölünme ve entegrasyonun yanı sıra, özgürlük ve kontrol ile çatışmanın diyalektiğinde gelişmiştir. Karşılıklı olmanın yanı sıra direniş, yabancılaşma, otantiklik ve benlikle meşgul olma ve topluma bağlılık içerebilir. Boş zaman, o zaman, çok boyutludur ve herhangi bir tek veya basit unsur ile karakterize edilemez.

Yaşamın bir boyutu olarak boş zaman, gereklilikten çok özgürlük ile karakterizedir. Herhangi bir rol, zorlayıcı güç veya baskıcı ideoloji için gerekli değildir. Boş zaman, sosyal ve kültürel bağlamlarından bağımsız değildir, ancak bu bağlamlar içinde kendi kendini belirleyen eylemin bir boyutudur. Boş zaman, kapitalist bir toplumdaki yönetici seçkinlerin hegemonyasında eleştirel bir unsur olarak görülür. Rutin "Fordist" işyerinde, siyasi arenada ve pazarda uyumu sağlamak için boş zamanlar kapitalist ödül ve kontrol sisteminin merkezinde yer aldı. Boş zaman, bu eleştirel perspektiften, işçileri üretim sürecine ve sermayenin egemen olduğu sosyal sistemin yeniden üretimini destekleyen rollere bağlayan piyasa aracılı bir araçtır. Boş zaman; kazanılması gereken bir mal olarak tanımlanır, satın alınabilecek ve sahip olunabilecek şeylere açıkça bağlanmaz.

"Özgürlüğün" boş zaman pazarında satın alma gücü olarak tanımlandığı bir ideolojinin arkasında maskelenir. Bu tür, Marx’a göre "meta fetişizmi" şeylere bağlılık, yaşamı ve boş zamanları varlık olarak tanımlamaktır. O zaman eğlence, pazarlanan mal ve hizmetlerin tüketimi, dahil olma, zorlayıcı ve gelişimsel faaliyetlerin taahhüdünün aksine boş zaman olarak "metalaşır". Veblen’in ifade ettiği gibi sosyal statü, boş zaman gösterimi ile sembolize edilir.

Boş zaman eğitiminin, hiçbir şekilde en uygun boş zaman yaşam tarzı için karmaşık formüldeki tek unsur olmadığını hatırlamak önemlidir. Ayrıca, boş zaman eğitiminin kendilerine ilham verdiği faaliyetleri sürdürmek için meraklıları için hizmetler ve tesisler sağlanmalıdır. Yine de bunlar hizmetleri ve tesisleri yönetimi çok etkisiz ise işe yaramaz olacaktır. Bir toplum, boş zamanları iş ve diğer yükümlülüklerle karşılaştırırken, üyelerini bu alana katılım için eğitmeyi haklı gösterecek kadar değer vermelidir. Boş zaman eğitiminin sadece çocukların, insanların yaşamları boyunca gelişimsel zorluklarla yüzleşmelerini ve kucaklamaları gerçeğini kaçırır. Bu nedenle, boş zaman, kendisini bir eğitimci olarak gören herkes tarafından araştırılmalı ve eğlence hizmeti sağlayıcıları, yaşam boyunca gelişimi kolaylaştıracak fırsatların nasıl sağlanabileceğini araştırmaya devam etmelidir.

Son olarak, boş zamanları sosyalleştirmeye olanak tanıyan eğlence, öğrenme ve kolektivite, insanların günlük yaşamlarını değiştirir, sağlığı ve yaşam kalitesini teşvik ederek fiziksel, zihinsel ve sosyal yönleri olumlu yönde etkiler. İnkâr edilemez bir şekilde, boş zaman ayrılmaz alanları olarak bilinen sağlık ve eğitimi   ekler. Boş zaman eğitimi, bireyin kendi hakkında, boş zaman hakkında bilgisini genişletebileceği bir yapı aracılığıyla, toplam gelişim süreci olarak, mevcut zamanlarını en olumlu şekilde yaşaması için eğitmeyi amaçlamalıdır. Bununla yaşam ve sosyal doku arasındaki ilişkiyi kurar. Boş zamanları bir eğitim aracı olarak düşünmekten daha uygun bir şey yoktur, çünkü birey boş zaman faaliyetlerine katılırken bireysel veya sosyal olarak gelişir. Bu anlamda; teknolojik evrim boş zaman uygulamalarını, eğitim stratejilerini yeniden yapılandırmayı mümkün kılmıştır, sanal araçlar; hem gerçek hem de kullanıldığında öğrenme sürecini keyifli ve zamanında yönetmelidir. Boş zamanın kültürel içeriğinin deneyimleri; kültürel olarak katılabilen, mevcut sosyal düzeni sorgulayan, toplumdaki değişimleri hazırlayan değerler yaşayabilen, üretebilen bütüncül, eleştirel ve yaratıcı bir insanın oluşumuna katkıda bulunabilir.

 

Kaynakça

Elias, N. (2000). Zaman Üzerine. 10 Haziran 2020,

https://www.pdfdrive1.com/zaman-%C3%9Czerine-norbert-elias-e117484697.html

 Elizalde, R. (2010). Resignification Of Leisure: Contributions For Transformational Learning. Em: Polis Magazine. No. 25. Bolivarian University, Santiago.

 Ellis, A.R., Cogan, J.J. & Howey, K.R. (1991). Introduction To The Foundations Of Education (3rd ed.). Englewood Cliffs, NJ: Prentice Hall.

 Freire, P. (1997). Pedagogy Of Autonomy: Knowledge Necessary For Educational Practice. Sao Paulo: Peace And      Terra.

 Freire, P. and Faundez, A. (1985). For A Pedagogy Of The Question. Rio De Janeiro: Peace And Terra.

 Gomes, C. (2010).  Leisure As A Mobilizing Field For Revolutionary Intercultural Experiences And Its Contribution To Transformative Education In: Santos, L.L.C.P. et al (Org.).

 Grangeiro, L.H.F. (2009). Paulo Freire Illuminating The Paths Of Environmental Education:  Contemporary Dialogues And An Inspiring And Resignifying Dialog Of New Conceptions.

 Kelly, J. (1996). Leisure. Boston: Allyn and Bacon, Needham Height

 Kropotkin, P.“Keyifli İş”, Cogito, 1997/12, syf: 59. Alınma T. 04 Haziran 2020, https://issuu.com/buyukkutuphane/docs/cogito_dergisi_-_say__12_-_1997___a

 Lafargue, P. (1999). Tembellik Hakkı. Çev: V. Günyol. İstanbul: Cumhuriyet Dünya Klasikleri Dizisi.(1883), s. 7 ve 13.

 Magnani, J.G.C. (2000). Leisure, An Iterdisciplinary Feld Of Rsearch. In: Bruhns, Heloisa

 Marx, K.“Boş Zaman Üzerine Seçmeler”, Cogito, 1997/12, syf: 27. Alınma T. 01 Haziran 2020,                https://issuu.com/buyukkutuphane/docs/cogito_dergisi_-_say__12_-_1997___a

 Munusturlar, S. (2014). Boş Zaman Eğitiminin Benlik Saygısı ve Öznel İyi Oluş Üzerine Etkisi. Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Doktora Tezi, Eskişehir, (Danışman: Prof. Dr. Coşkun Bayrak). syf: 15-16 ve 4.

 Tezcan, M. (1976). Boş Zaman Eğitimi ve Eğitim Politikamız. Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt: 9 Sayı: 1, ss. 403-414. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/805598

 https://tr.wikipedia.org/wiki/Arbeit_macht_frei, Erişim Tarihi:17 Haziran 2020.



* Öğretmen,MEB. ysrcelik06@gmail.com


Yorumlar - Yorum Yaz